B Sırrı

  • “B” harfindeki sırrın anlamı “Hz. Muhammed`in açıkladığı ALLAH” ile, “AKIL ve İMAN” kitaplarında detaylı olarak açıklanmıştır. Arzu edenler oradan inceleyebilir.. A.H.
  • “B” harfinin işaret ettiği anlam kişinin yaşadığı mutluluk veya mutsuzluğun, kendi derûnundan, hakikatinden gelen mânâlar doğrultusunda yaşandığı gerçeğidir. Kişinin cehennemini veya cennetini yaşaması “elleriyle yaptıklarının sonucu“dur; yani; kendindeki “Esmâ” mânâlarının açığa çıkmasıyla oluşmaktadır, vurgusuna işarettir “B” uyarısı!.. Bu yüzden de her sûre başında “B-ismillah” yer alarak, bu hatırlatma yapılmaktadır.
  • Her birim, aynı TEK`ten (melekût) meydana gelmiştir!. Melekût, birimin dışından gelen değil; birimin derûnundan zahirine (bilincine) açığa çıkan, birimin varlığını meydana getiren mertebe anlamındadır!. Kurân-ı Kerîm`deki “B” sırrı, kişinin hakikatindeki bu mertebeye işaret eder!.
  • Allaha *B* sırrıyla iman ve bunun gereğini uygulayarak yaşamak yemin ederim ki, insan için en önemli ve en öncelikli konudur!.
  • İnsanlardan bir kısmı “B” işareti kapsamınca (varlıklarını Allâh Esmâ’sının oluşturduğu inancıyla) Allâh’a ve âhiret süreçlerine (sonsuzluk içinde, kendilerinden açığa çıkanın sonuçlarını yaşayarak yer alacaklarına) iman ettiklerini söylerler; ne var ki imanları gerçekte bu kapsamda değildir!  (2-8)
  • Ey iman edenler, “B” harfinin işaret ettiği anlam ile iman edin Allâh’a, O’nun Rasûlüne, Rasûlüne inzâl ettiği (El Esmâ mertebesinden bilincine) gibi daha öncekilere de inzâl etmiş olduğu hakikat bilgisine… Kim Esmâ’sıyla her şeyi yaratmış olan Allâh’a, O’nun melâikesine (Esmâ’nın işaret ettiği mânâların açığa çıkan kuvvelerine), O’nun Kitaplarına (inzâl etmiş olduğu hakikat bilgisine), O’nun Rasûllerine ve gelecekteki sonsuz yaşam sürecine kâfirlik ederse (inkâr ederse), gerçekten çok uzak bir inanç bozukluğuna sapmıştır. (4-136)
  • “Ey iman edenler; Aminu “B”illahi…” Yani, “Ey iman edenler, “B” harfinin taşıdığı anlam kapsamında iman edin Allâh’a…….”

    Ne demek bu?

    Şu demek: Yalnızca Allâh isimlerinin işaret ettiği mânâlardan oluşan âlemler içinde sizin de hakikatiniz, varlığınız – vücudunuz Allâh adıyla işaret edilenin Esmâ’sından meydana gelmiştir. Rabbiniz, hakikatiniz olan bu Esmâ’dır. Dolayısıyla hem derûnunuzda hem de karşınızda Allâh Esmâ’sının açığa çıkışından başka bir şey yoktur. Bu Hakikate ters düşen bir şekilde, var gördüklerinizi, Allâh dûnunda bağımsız – ayrı bir varlık (tanrı) gibi düşünüp kabul ederek şirk koşanlardan olmayın. Bunu yapmanın getirisi dünyada ve sonsuz geleceğinizde yanmaktan başka bir şey değildir.

    Ama çoğunluğun bunu kavrayacak akılla (Esmâ bileşimi olarak) açığa çıkmadığını da gene şöyle belirtiyor Kur’ân Bakara Sûresi (2) 8. Âyetinde:

    “İnsanlardan bir kısmı “B” harfinin işaret ettiği anlam kapsamında Allâh’a ve sonsuz geleceğimize iman ettik derler… Ama onlar “B” işareti kapsamında iman etmiş müminler değillerdir.”

    İşte bu sebepledir ki, “B” harfinin işaret ettiği muazzam anlamın “gizli şirk” diye geçiştirilen bir şekilde örtülmesi; bu konuya hiç önem verilmemesi, sonuçta “Gökte tanrı yerde Ben” anlayışını yerleştirmiş ve bugünkü noktaya gelinmiştir.

    Oysa…

    Şirk anlayışının geçersizliği daha ilk âyet (sûre) olan “Besmele”de “B” harfiyle anlatılmaktadır. Kur’ân yorumcularının pek çoğunun yetişme şartlanmaları gereği örttüğü bu anlam, Hz. Âli tarafından açıklanmıştır 1400 küsur yıl önce ilk defa.

    Şahı Velâyet Hz. Âli, Kurân‘daki, o gün için “sır” kabul edilen bu gerçeğe şöyle işaret etmiştir:

    “Kurân’ın sırrı Fâtiha’da; Fâtiha’nın sırrı B-ismillah’ta; B-ismillah’ın sırrı da “B” harfindedir. Ben, (Arapçadaki yazılışı itibarıyla) “B”nin altındaki NOKTA’yım!”

    Hz. Âli‘nin işaret ettiği bu gerçeklik, Kurân‘ın okunmaya başlanılan ilk âyeti olan “B-ismillah”ın başındaki “B” harfinde, daha sonra da pek çok yerinde bir uyarı işareti anlamına gelmektedir.

    Merhum Hamdi Yazır hazırlamış olduğu “Kur’ân tefsiri“nde; Ahmed Avni Konuk “Fusûsu’l Hikem şerhi“nde; Abdülaziz Mecdi Tolun, “İnsan-ı Kâmil” şerhinde, bu mânâya dair gerekli uyarıyı yapmıştır.

    Biz de penceremizden bu kutsal metne bakarken, âyetleri, “B” harfinin kullanılmış olduğu yerlerdeki işareti ve anlamıyla değerlendirmeye çalıştık elimizden geldiğince. Çünkü, Kurân‘ın, “B” harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda “OKU”nmaya başlanması gereği vurgulanmaktadır “B-ismillah” ile. “B” harfinin işaret ettiği anlam kişinin yaşadığı mutluluk veya mutsuzluğun, kendi derûnundan, hakikatinden gelen mânâlar doğrultusunda yaşandığı gerçeğidir. Kişinin cehennemini veya cennetini yaşaması “elleriyle yaptıklarının(kendilerinden açığa çıkanların) sonucu“dur; yani; kendindeki “Esmâ” mânâlarının açığa çıkmasıyla oluşmaktadır, vurgusuna işarettir “B” uyarısı!.. Bu yüzden de her sûre başında “B-ismillah” yer alarak, bu hatırlatma yapılmaktadır.

  • Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh” ismiyle işaret edilene “iman” ise iki aşamalı olarak anlatılmaktadır. Birinci aşaması “dışsallık” yanı itibarıyla, yani bilincin ötesindeki sonsuz sınırsız özellikli yaratıcıya –Esmâ mertebesine– “iman”dır. Bu, iman edenlerin geneline yaygın ve sonuçta cennet yaşamı olarak tanımlanan bir boyuta geçmeyi oluşturacak yaşam biçimini getirecektir açığa çıkardıkları itibarıyla. İkinci aşaması ise “iman”ın öze ermişlere, kalp – şuur sahiplerine hitap eden; “B” harfi işaretiyle anlamı fark ettirilmeye çalışılanıdır. “B” harfinin işareti, “ben”in hakikatinin “Esmâ” özellikleri olduğunu; bu özelliklerin kendisinde her an ve ebeden çıkacağını; bu yüzden, her an kendisinden açığa çıkanlarla “Allâh” adıyla işaret edileni tespih etmekte, O’na kulluk etmekte olduğunu fark etmesi; O’nun hamdi olarak (bi-hamdihi) kendisinden Hamd’in açığa çıktığını yaşaması uyarısıdır.
  • “Âhirete” yani sonsuz gelecek yaşama “iman”“ben”in, “vefat” ederek bedensiz kalarak yok olmayacağına; “ölüm”ün tadılarak, yani madde – biyolojik beden terk edildikten sonra, “bâ’s” diye tanımlanan bir oluşumla “ruh” bedenle, görünmeyen varlıkların da içinde yer aldığı boyutta yaşama devam edileceğine; daha sonra da yaşamın çeşitli isimlerle tanımlanan iki farklı ortam ve boyutta süreceğine imanı anlatmaktadır. “B” harfinin başına getirildiği bölümlerde vurgulanan “bilâhireti” şeklinde tanımlanan “iman” ise, “Ben”in kendi hakikatine dönük olarak sonsuza dek geçireceği aşamalara (84. İnşikak: 19) ve yaşam hâllerine işaret etmektedir.
  • Allah’a *B* sırrıyla iman edip, “hilâfetinin” gereği olan amelleri doğal olarak “fiysebilillah” ortaya koyabilen; yaşamı bu bakış açısıyla değerlendirenler ise “iman” ettik diyen müminlerdir; ki onlar da basîretlerine göre birkaç sınıftır… En aşağısı “mutmainne”dir!.
  • Kendinden, vehminden kurtulmak istiyorsan “B”nin sırrını öğren…
  • B” sırrının işaret ettiği şekilde ismi ALLAH olanın Rahmaniyet ve Rahimiyeti kişinin nefsinden zuhur etmektedir. Bu sebeple, kişi, gerek zâhiri ve gerekse bâtını yönünden Rahmaniyet ve Rahîmiyyet nimetlerine özünden gelen bir yolla erişmektedir; anlamını çıkartabiliriz. (Rahmaniyet ve Rahîmiyet için İslâm`ın Temel Esasları kitabına bakınız.)
  • “Rabb rabbülalemindir!´B´ işarettir.´B´ rab olmaz!”
  • Esas olarak Allah Rasûlü`ne îmân, “taklidî îmân”ın bir koludur!..
    Kezâ, Rasûlullah`ın bildirdiklerine iman dahi, “B” sırrının ifâde ettiği anlam kapsamında “ALLAH İsmiyle İşaret Edilen”e olmadığı sürece, “taklidî” îmândır!.
    “Taklidî îmân”ın, “Tahkik” sonucu “îkân”a dönüşmesi ise yalnızca “B” sırrının kavranılıp yaşanmasıyla mümkündür!.
  • Taklidi iman yani “levvame nefs” düzeyinde olanları cinler “mülhime”nin “marifetinden” mahrum bıraktırmak için “B” sırrından perdelerler… Bunun için de her türlü saptırıcı fikri ilham ederler…
  • “Arifi Billah” olmayanlar, yani “B” sırrıyla “OKU”yamayanlar, genellikle bâtının nurlarıyla zâhirden perdelenirler!… Yani, müşahede ettikleri sırların kendilerinde oluşturduğu mânâlarının bilinçlerini kapsaması sebebiyle, yaşanılan gerçekleri gözden kaçırırlar!…
  • Bismillâh’ta “B” sırrı vardır ve herkesin bi–zatihi kendi özünde varolan sırra dayalı olarak “B–ismillah”ı kendisinin “OKU”ması ve yaşaması gerekmektedir!.
  • “B” sırrıyla, “Besmele”yi tefekkür, insana neler hissettirir?
    “B” sırrıyla, “Biiznillah” düşüncesi, insana hangi âlemin seslenişini zâhire çıkartma imkânı verir? Ki, İsa aleyhisselâm bununla ölüyü diriltmişti!.
  • Allah Rasûlü’ne iman, imanın en alt düzeyidir…
    “B” sırrıyla Allah`a iman ise en üst mertebesi…
    Müminler bu iki sınır arasında mümin sayısıncadır!…
  • “Hakikati” net ve tek görmek için de basîrete ve ilim gözlüğüne ihtiyaç vardır ki onun iki camından biri “B” harfi ilmi, diğeri “El AHAD-üs SAMED” ilmidir!

    Birinci ilim, Kurân‘ın en başına konmuş “B” harfidir… Anlamı, “TEK’in SEYRİ“ isimli kitabımda açıkladığım “Holografik Gerçeklik” paralelinde, Rasûlullah (aleyhisselâm)’ın bildirdiği “Zerre küllün aynasıdır!” açıklamasıdır. Birim veya zerre olarak algılanan her noktada, tüm “El Esmâ”potansiyeli ile mevcudiyetini anlatır.

    İkinci ilim ise, Kurân‘ın sonuna yerleştirilmiş olan “İhlâs” Sûresi’ndedir. “Allâh” ismiyle işaret edilenin, “El AHAD-üs SAMED“ olduğu vurgusudur! “HÛ”dur! O‘nun gayrı veya “dûnu” mevcut değildir! “Es Samed”“içine bir şey girmesi, katılması veya ondan bir şey çıkması, oluşması söz konusu olmayan som TEK’illik” anlamını ihtiva etmektedir.

  • “Elestü birabbiküm” hitâbında ise gerçekten çok büyük bir SIR saklıdır. “Ben sizin rabbiniz değil miyim” diye tercüme edilip, anlaşılan bu ifade gerçekte zâhir olan varlıkların bâtınındaki çok âzîm olan bir sırrı dile getirmektedir.

    Bu büyük sır “birabbiküm” kelimesinin içinde gizlidir!!.. Buradaki “B”özünü teşkil eden, “rabbin” değil miyim, anlamını taşımaktadır!..

    Dolayısıyla kişinin ÖZ`ünden rabbini müşâhede ve tesbit imkânına sahip olduğu müjdelenmektedir.

  • Amentü’deki ana esas, “Allah”*B* sırrıyla iman edebilmektir…
  • Nokta, Ahad`dır!…
    Kur`ânBesmele`nin “B”si ile “B”nin altındaki Nokta`dan başlar.
    “B”deki Nokta`nın uzamışı “Elif“dir!… Elif`i yayıp uzatmışlar…
  • Her yaptığı işin öncesinde “B-ismillah” diyerek “Allah namına” o fiîli ortaya koyduğunun bilinciyle yaşayarak şirkten arınır; o fiîl ile kayıtlamaz “Allah” adıyla işâret edileni… Araya, benliğini katarak şirke düşüp, şeytaniyete (vehmine) tâbi olmaktan korunanlardan olmuş olur!.
  • BİZ HER ŞEYİ B-KADERİYLE (kaderi kendi özünden gelen programla) HALKETTİK!.. (Kamer: 49)
  • Beyin, “B” sırrı şuurunu açığa çıkarabilecek kemâliyle, “halife”olmuştur yeryüzünde!… “İNSAN” adı ve vasfıyla…
  • İçsel gerçeklik, 1985 yılından beri vurguladığımız “B” sırrı olarak veya “nokta” ilmi olarak anlatılan, tüm varlığın hakikatinin “TEK“illiğidir. Hakiki “BEN“dir!.. “Bende bir ben var ki o ben değilim” diye anlatılmaya çalışılmış olan…

Soru
-ÜSTADIM, *B* sırrı ile, Hz. Alinin “ *B* harfinin altındaki nokta “Benim” “ demesi arasında bir fark var mı?

Üstad
-Hz. Ali’nin, kendini o “nokta”lık boyutunda tanımasıdır.

FATiHA 1-1 (“B” işareti kapsamı itibarıyla) Esma`sıyla varlığımı yaratan ismi Allah olanın Rahmaniyeti ve Rahimiyeti ile…

BAKARA 2-8 insanlardan bir kısmı “B” işareti kapsamınca (hakikatlerinin Allah Esma`sı olduğu inancıyla) Allah`a ve ahiret süreçlerine (sonsuzluk içinde kendilerinden açığa çıkanın sonuçlarını yaşayarak yer alacaklarına) iman ettiklerini söylerler; ne var ki imanları gerçekte bu kapsamda değildir!

BAKARA 2-28 Nasıl da varlığınızın hakikatinin Allah Esma`sı (B işareti kapsamında) olduğunu (ve gerçekte, vehmettiğiniz benliğinizin var olmadığını) inkar ediyorsunuz? Ölüydünüz (hakikatinizin ne olduğunu bilmeden yaşıyordunuz), O sizi diriltti (inzal ettiği ilimle size hayat verdi); sizi yine öldürecek (kendini sırf bedenmiş gibi kabul halinden), yine diriltecek (kendini beden sanma halinden arınarak bilinç boyutu haliyle yaşam)… Nihayet sonunda hakikatinizi göreceksiniz!

BAKARA 2-41 Ve iman edin sizde olanı (Tevrat`ı) tasdik eden, indimizden inzal ettiğimize (Kuran`a). O gerçeği inkar edenlerin ilki olmayın. Varlığınızdaki (B sırrı kapsamındaki) işaretlerimi (Esma`nın açığa çıkış özelliklerini) az bir dünya değerine değişmeyin. Benden korunun!

BAKARA 2-177 Vechlerinizi (yüzünüzü veya şuurunuzu) doğuya veya batıya (varlığın hakikati veya sistem bilgisine) çevirmeniz BiRR (işin hakikatini yaşamak) değildir. Asıl BiRR, “B” işareti kapsamında Allah`a iman edip, gelecekte yaşanacak sürece, melaikeye (algılanıp fark edilemeyen varlığın hakikati olan Allah Esma`sının kuvvelerine), Kitaba (varlığın hakikati ve Sünnetullaha), Nebilere iman eden; Allah sevgisiyle malı, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara (yuvasından-vatanından ayrı düşmüş), yardım isteyenlere, kölelikten kurtarmaya veren; salatı ikame eden (Allah`a yönelişinin bilfiil hakkını veren), zekatını veren (Allah`ın kendisine bağışladığından bir kısmını karşılıksız paylaşan), söz verdiğinde sözünde duran, sıkıntı, hastalık ve şiddete maruz kaldığında buna dayanandır. işte bunlar sadıklar ve korunanlardır.

BAKARA 2-264 Ey iman edenler, malını insanlara riya (kendine isim yapmak) için harcayan ve “B” işaret kapsamında Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman etmeyen bir kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma veya eziyet etme gibi davranışlarla iptal etmeyin. Bunun misali, üzerinde bir miktar toprak bulunan kaya gibidir. Şiddetli yağmur ona isabet edince üzerindeki toprağı götürdü ve geride çıplak kaya kaldı. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkarcılar topluluğuna hidayet etmez.

BAKARA 2-283 Eğer yolculuk halinde olur da katip bulamazsanız, alınmış olan rehinler sözler ile de yetinilebilir. Eğer birbirinize güvendiyseniz, güvenilen o güveni boşa çıkarmasın ve Rabbinden korksun. Şahit olduğunuz şeyi gizlemeyin. Kim şehadetini gizlerse, muhakkak onun kalbi suçludur (kalbi hakikatini yansıtmamaktadır, hakikatinden perdelenmiştir). Allah yapmakta olduklarınızı B işareti kapsamında bilmektedir.

AL-U iMRAN 3-52 Ne zaman ki isa, onların hakikati inkar ettiklerini hissetti, sordu: “Kim bana Allah yolunda yardım edecek?” Havariler cevap verdiler: “Biziz Allah yardımcıları… “B” işareti kapsamıyla (hakikatimizin Allah Esma`sı olduğuna) iman ettik; hakikatinle şahit ol! Biz Allah`a teslim olmuşlarız.”

MAiDE 5-111 Hani Havarilere, “Bana ve Rasulüme (“B”nin işareti kapsamıyla) iman edin” diye vahyetmiştim… “iman ettik… Sen şahit ol, biz gerçekten müslimleriz” dediler.

ARAF (A’RAF) 7-101 işte o çeşitli yerleşim alanındakiler ki onların haberlerinden sana art arda anlatıyoruz… Andolsun ki Rasulleri, açık deliller olarak gelmişti… (Fakat) önceden yalanladıklarına (Din`e, B sırrınca) iman etmediler… işte Allah, hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerini böyle mühürler (bilinçlerini kilitler).

ENFAL 8-72 Onlar ki iman ettiler ve (bu uğurda) hicret ettiler; Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücahede ettiler ve hicret edenleri barındırdılar ve yardım ettiler; işte bunlar birbirlerinin velileridir… iman edip hicret etmeyenlere gelince; hicret edinceye kadar onlara sahip çıkma konusunda bir sorumluluğunuz yoktur! Eğer Din`de sizden yardım isterler ise, yardım etmek sizin üzerinize borçtur. Ancak sizinle onlar arasında bir anlaşma olan kavmin aleyhine olmamak üzere… Allah yapmakta olduklarınızı (B sırrınca) Basir`dir.

HUD 11-112 O halde sen hükmolunduğunca hakikati yaşa (istikamet sahibi olmak, hidayetin açığa çıkması sonucu olarak hakikatin yaşanması, demektir. A.H.)! Seninle beraber, tövbe edenler de (hakikati yaşayamamalarına neden olan şeylere tövbe edenler)… Sakın taşkınlık yapmayın! Çünkü O, yapmakta olduklarınızı (B sırrınca) Basir`dir.

HiCR 15-75 Gerçek ki, bu olayda feraset sahipleri (görünüşten, içyüzünü farkedenler) için işaretler vardır. Not: Bir hadis-i şerif`te şöyle buyurulur: Rasulullah: “itteku firasetelMu`mini, fe innehu yenzuru BiNurillahi teala… sümme karae: inne fiy zalike leayatin lilMütevessimiyn = Müminin ferasetinden sakının (dikkate alın), çünkü o, B sırrınca Allahu Teala`nın Nuru ile bakar… sonra bu .ayeti okudu.”

TAHA 20-70 Bu sebeple sihirbazlar, önünde yere kapandılar… “Harun ve Musa`nın Rabbine (B sırrıyla) iman ettik” dediler.

NUR 24-28 Eğer içeride biri yoksa size izin verilinceye kadar oraya girmeyiniz… Eğer size “Geri dön” denilirse, geri dönün… Bu sizin için daha temizdir… Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Alim`dir.

AHZAB 33-40 Muhammed, sizin ricalinizden birinin babası değildir!.. Fakat Allah Rasulüdür ve Nebilerin Hatemidir (zirvesi-sonuncusudur)… Allah, her şeyi (B sırrınca) Alim`dir.

TEĞABUN 64-8 Esma`sıyla hakikatiniz olan Allah`a, Rasulüne ve inzal ettiğimiz Nur`a (ilme) iman edin! Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Habir`dir.

***

“Vallahu muhıytun Bilkâfiriyn” (2-19)

“Allâh, hakikati inkâr edenlerin de varlığını meydana getiren Muhiyt’tir (ihâta etmektedir).“

“ve HUve Bikülli şey’in Aliym” (2-29)

“O her şeyi bizâtihi kendinden yarattığı içindir ki her şeyi bilendir.“

“Vallahu basiyrun Bima ya`melun” (2-96)

“Allâh, hakikatleri olarak yaptıklarını değerlendirmektedir (Basıyr).“

“İnnallahe Binnasi leraufur rahiym” (22-65)

“ŞÜPHESİZKİ ALLAH İNSANLARIN HAKİKATI OLARAK (insanlardan) RAUF VE RAHİMDİR”

“Vallahu a`lemu Bi ma yektumun” (3-167)

“ALLAH ONLARIN GİZLEMEKTE OLDUKLARININ HAKİKATI VE ASLI OLARAK
GİZLEDİKLERİ NİYETLERİNİ BİLİR”

“Vallahu raufun Bil ibad” (3-30)

“ALLAH KULLARININ VARLIĞINDA OLARAK ONLARA RAUFTUR(çok çok merhamet etmektedir)”

“Vema tef`alu min hayrin feinnallahe Bihi aliym” (2-215)

“NEiYİLİK YAPARSANIZ, KESİNLİKLE ALLAH ONUN HAKİKATI OLARAK YAPTIĞINIZI BİLİR”

“Vallahu Bima ta`melune habiyr” (3-180)

“ALLAH YAPTIKLARINIZIN HAKİKATI VE OLUŞTURUCUSU OLARAK YAPTIKLARINIZDAN HABERDARDIR”

“Vema tunfiku minhayrin feinnallahe Bihi aliym” (2-273)

“İYİLİK OLARAK NE BAĞIŞLARSANIZ, GERÇEKTEN ALLAH ONUN HAKİKATI OLARAK ONU BİLİR”

“İnnallahe aliymun Bil müfsidiyn” (3-63)

“ŞÜPHESİZKİ ALLAH MÜFSİDLERİN ASLI VE HAKİKATI OLARAK ONLARI BİLİR”

“Vallahu aliymun Bilmuttakıyn” (3-115)

“ALAH KORUNANLARIN VARLIĞI VE HAKİKATI OLARAK KORUNANLARI BİLİR

“İnnallahe aliymun Bizatissudur” (3-119/154)

“ŞÜPHESİZKİ ALLAH KALPLERİNİN ZÂTI OLARAK İÇİNİZDEKİNİ BİLİR”

“İnnallahe Bima ya`melune muhit” (3-120)

“ŞÜPHESİZKİ ALLAH, YAPTIKLARININ HAKİKATI OLARAK YAPTIKLARIN İHÂTA ETMİŞTİR”

“…Ve ci`na Bike ala haulâi şehiydan” (4-41)

“SEN OLARAK ONLARIN ÜZERİNE ŞAHİDİZ”

“Seyeczihim Bima kanu yefterun” (6-138)

“İFTİRALARININ VARLIĞIYLA ALLAH ONLARI SONUÇLARINA KATLANDIRIR”

“Ve mimmen halekna ümmetün yehdune Bilhakkı ve Bihi ya`dilun” (7-181)

“YARATTIKLARIMIZDAN HAK OLARAK HİDÂYETİ BULAN VE HAK OLARAK ÂDİL DAVRANAN BİR ÜMMET DAİMA VARDIR”

“Katiluhum yuazzibihumullahu Bieydiykum” (9-14)

“ONLARLA MUKATELE YAPIN Kİ, ALLAH ELLERİNİZ OLARAK ONLARA AZAB VERSİN”

“İnne rabbiy Bikeydihinne aliym” (12-50)

“ŞÜPHESİZKİ BENİM RABBİM, O KADINLARIN HİLESİNİN HAKİKATI OLARAK, ONLARIN HİLESİNİ BİLİR”

“Ve Binnecmi hüm yehtedun” (16-16)

“YILDIZ OLARAK ONLARA HİDÂYET ULAŞTIRMAKTAYIZ”

“İnnallahe habiyrun Bima yasneun” (24-30)

“ŞÜPHESİZKİ ALLAH, ONLARIN YAPTIKLARININ HAKİKATI OLARAK ONLARIN YAPTIKLARINDAN HABERDARDIR; YAPTIKLARINI BİLİR”

“Vallahu aliymun Bima yef`alun” (24-30)

“ALLAH ONLARIN FİİLLLERİNİN HAKİKATI OLARAK ONLARIN TÜM FİİLLERİNİN HAKİKATI OLARAK ONLARIN TÜM FİİLLLERİNİ BİLİR”

“Ve kefa Bihi Bizunubi ibadihi habiyran” (25-58)

“ZENBLERİNİN VARLIĞI OLMASI YETERLİDİR ONLARIN GÜNAHLARINDAN HABERLİ OLMASI İÇİN”

“ELA innahu Bikülli şey`in muhıyt” (41-54)

“DİKKAT ET, KESİNLİKLE O, ŞEYİN TÜMÜ OLARAK HER ŞEYİ KAPSAMAKTADIR”

“İn yeşe` yüzhibkum ve ye`ti Bihalkın cediyd” (35-16)

ALLAH DİLERSE SİZİ YOKEDER VE YENİ BİR YARATIŞLA AÇIĞA ÇIKAR”

“Ve huve Bikülli halkın aliym” (36-79)

“O YARATILMIŞLARIN TÜMÜNDE VAROLDUĞUNDAN YARATILMIŞLARINI BİLİR”

“İnna zeyyennes semaed dünya Biziynetil kevakib” (37-6)

GERÇEKTEN BİZ DÜNYA SEMÂSINI DEĞERLİ NESNELER OLAN YILDIZLARLA DONATTIK”

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Halife

Anlamı “Halife” kimdir?…“İnsan-ı Kâmil“dir!…“Yeryüzündeki halife” kimdir?…Adem nesli!.“İnsansı“lar değil; yalnızca Adem ve Havva`dan gelen nesil olan “insan”lar…

Oku »

Basireti körlük

Nefsini tanıyamamış, basiretin gereklerini yerine getirememiş olması, Hak’kı görecek basiretin kör olmasıdır…

Oku »

Bakâbillah

Anlamı Allah`ın, kendi isimlerinin mânâlarını seyretmeyi dilemesiyle, kendisinin ve tüm mevcûdat diye bildiğinin meydana geldiğini anladığı zaman, kişi otomatik…

Oku »