A’mâ – Basiret körlüğü

  • Nefsini tanıyamamış, basiretin gereklerini yerine getirememiş olması, Hak’kı görecek basiretin kör olmasıdır!
  • Gözleri görmeyen değil; basîreti “Sistem ve Düzen”i görmeyen, âmâ’dır!.
  • Körlük“, gözlerin değil; “basiretlerin” yâni algılama ve değerlendirme kapasitelerinin yetersizliği anlamına gelen “mânevî” körlüktür!
  • A`mâ, takdiri görmeyendir!..
  • “Amâ”, gösterildiği halde gerçeği değerlendiremeyendir!
  • “Kim a`mâ olarak ölürse, öbür dünyada da, a`mâ olarak haşrolur” Âyetinde belirtildiği üzere, burada “Halife” olduğunun idrâkını ve yaşantısını elde edemeyen, orada da elde edemez!.
  • Dünyada “a`mâ” olan, âhirette de “a`mâ” olur!.
  • Dünyada a`mâ olduğun şey, âhirette de a`mâsı olacağın şeydir…
  • Dünyada basîreti kör olan, âhırette de kör olacaktır!. Bu sistemin, “sünnetullah”ın gerçeğidir!.

A’MÂ OLMAK

 Nefsini tanıyamamış, basiretin gereklerini yerine getirememiş olması, Hak’kı görecek basiretin kör olmasıdır!

Gözleri görmeyen değil; basîreti “Sistem ve Düzen”i görmeyen, âmâ’dır!.

Körlük“, gözlerin değil; “basiretlerin” yâni algılama ve değerlendirme kapasitelerinin yetersizliği anlamına gelen “mânevî” körlüktür!

 

“A’M”LIKTAN KURTULMANIN YOLU NEDİR?

 ŞİRK’in kökeninde, şuura yerleşmiş olan isimlere varlık vermek yatar!

Denizin her bir dalgasına ayrı isim vermek… Her dalgayı şekline göre ayrı özelliklerle tanımlayıp çeşitli isimlerle bunların üzerinde durmak…Neticede, bilinci, global görmekten perdeler ve “a’mâ” eder!

A’mâlıktan kurtulmanın da yolu; dalgaların, “her an yeni şanda yeni dalgalarla görünen” görüntüsünden; Global tek deniz değerlendirmesine sıçramaktır.

Şirkten, “a’mâ”lıktan kurtulmak istiyorsak; ona göre yaşamak ve değerlendirmeler yapmak zorundayız, kesinlikle!

&

Körlükten kurtulmanın da yegâne yolu, önce bilincimizi, gereksiz ve yanlış bilgilerden arındırmaktır.

Bu gereksiz ve yanlış bilgilerden bilincimizi arındırıp, o gerçekleri idrâk edemezsek; o gerçeklerin gerektirdiği biçimdeki yaşam düzenine giremezsek, bilincimizi yarın bizim için hiç bir şey ifade etmeyecek şeylerle harcarsak, doldurursak, bloke ederek perdelersek, ölümden sonra bu perdelerden asla ve asla kurtulamayacağız…

Akan çeşmeyi bırakıp gidenin, susuzluktan yakınması kendini aldatmakta olduğunun açık göstergesidir!… Ya da o sudan nasipsizliğinin açığa çıkışı!

Öyle ise sürekli ilim alıp, sürekli o ilim üzerinde düşünmek ve yaşamımıza o ilim doğrultusunda yön vermek mecburiyetindeyiz; “a’mâ”lıktan kurtulmuş olarak sonsuzluk boyutuna geçmek istiyorsak…

Öyleyse, şu dünyayı boşa geçirmeyelim!.. İlme sarılalım!

Bilincimizi, ilim ile, şartlanmalardan, değer yargılarından ve bu değer yargılarının getirdiği duygulardan arındırıp; blokajdan ve sınırlarından kurtulup; “sınırsız bilinçli” varlık olmaya çalışalım!

Umarım ki, bu, bize kolaylaştırılmıştır…

 

ÖLÜMDEN SONRA A’MÂ ‘LIKTAN KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?!

 “Dünya`da a’mâ olan, âhirette de a’mâ olur” diyor, Âyet.

Şâyet, sen “yok”san elbette ki karşındaki kişi de “yok”tur!.. Öyle ise, karşındaki gerçek “var” olanı farkedip, O`nu kabullenebilecek ve hazmedebilecek misin?..

Yoksa, karşındaki O’nu inkâr ederek mi geçip gideceksin bu dünyadan, “a’mâ” olarak geçip giden nice ve niceleri gibi!…

Dünya yaşamında “nefs”ini tanıyamamışsan; basiretin gereklerini yerine getirememişsen, Hakikata karşı bu dünyada a’mâ oluşun gibi, öldükten sonraki yaşamında da a’mâ olarak kalırsın!.

İşte bu, zâhiri gören gözlerin körlüğü değil; Hak’kı görecek basiretinin kör olmasıdır, deniyor ve ilâve ediliyor:

“Her ne hâl üzere yaşarsanız, o hâl ile ölürsünüz ve ne hâl ile ölürseniz o hâl ile dirilirsiniz”

Yâni, bügün yaşamın bu körlükle geçecek; son anda sana birisi hokkabaz değneği ile dokunacak, bir anda senin gözün açılacak; böyle bir olay yok!

Yaşamın körlük üzere gitmişse, ölümün de körlük üzeredir!. Ondan sonraki yaşamın da tamamen kör olarak gider… Kör, sağır, şaşkın olarak ortalıkta dolaşırsın. Bu gün dolaşanlar gibi…

Eğer bu günden gözün açılıyorsa, basiretin açılıyorsa, o zaman bu günden ayıksındır, uyku hükmü, senin için bitmiştir.. Ve bugünden itibaren de, Hak’kı ve hakikatı görmeye başlarsın.

Ölüm ötesine a’mâ geçmek, Allah’a yakin elde etmeyle ilgilidir!.

Âhirete geçen herkes ‘’keşfi şak’’ ile tüm ‘’Sistem’’i farkeder ve elde edemediklerinin sonuçlarına katlanmak zorunda olması hasebiyle azâb duyar!.

 

‘’A’MÂ OLMAK’’, NEDEN MAHCUB VE MAHRUM KALMAKTIR?

Rabbin“Allah, Adem`i kendi sûreti üzere halketti” açıklamasında belirtilen, senin varlığını meydana getiren “Esmâ-i ilâhi”dir.

Dolayısıyla sen, kendi varlığını, “ben”liğini tanı ki, Rabbi`ni tanımış olasın!…

Dolayısıyla da, “Rabbim Allah`dır” de!.. ve böylece de ilâhi isimlerin mazharı ve ortaya koyucusu olarak, “Halife” olduğunu anla, idrâk et, ve gereğini yaşa!…

Aksi takdirde sen, “bir ben var, bir de ötemde tanrı” anlayışı içinde yaşarsan, Allah`a “şirk” koşmuş olursun!.

Zira bu durumda gerçekte mevcûd olan Allah`ın yanı sıra bir de tanrının varlığını tahayyül etmiş, varsaymış olursun; ki senin bu hâlin de Dinde, “şirk” diye ifade edilir…

Ve, böylece de, kendinin “Halife” oluşundan mahrum ve mahcup bir halde, yani perdeli olarak bu dünyadan geçer gidersin…

“Kim a`mâ olarak ölürse, öbür dünyada da, a`mâ olarak haşrolur”

Âyetinde belirtildiği üzere, burada “Halife” olduğunun idrâkını ve yaşantısını elde edemeyen, orada da elde edemez!.

“AMEL DEFTERİ”MİZİ KİM, NASIL YAZIYOR?

Beyin, bir yönüyle, çeşitli frekanstaki dalgaları-kozmik ışınımı değerlendirerek programı istikametinde yorumlayan değerlendirme mekanizmasıdır.

Beyin, bu değerlendirmeyle birlikte, tüm verileri ve bir yandan halogramik dalga bedene yüklerken, diğer yandan da tıpkı bir radyo vericisi gibi gücü nisbetinde dışarı yayar.

Bu dışa yayılan dalgalar, her kişinin kendi beyin şifresine göre sanki bir kitap gibi atmosferde muhafaza olur.Eğer bunu alıp çözebilecek bir cihaz gerçekleştirilebilirse, kişilerin tüm yaşamları bu dalgaları çözecek cihazın ekranında seyredilebilir.

Nitekim, kıyâmetten sonra herkesin bütün yaptıklarının yazılı olduğu kitaplar(?)ın havada uçuşarak herkesin eline geçeceğini belirten dinî kaynaklar, ruhtaki, bu dalgaları çözücü özelliğe dikkat çekmek ister!.

 

 

MAiDE 5-71 Bir zararı olmayacak zannettiler de (hakikate) kör oldular, (hakikatin seslenişine) sağır kesildiler! Sonra Allah onların tövbelerini kabul etti… Sonra onlardan çoğu (yine) kör ve sağır kesildiler! Allah onların yapmakta olduklarına (yaptıklarının yaratanı olarak) Basir`dir.

EN’AM 6-110 Onların fuadlarını (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar-kalp nöronları) ve gözlerini (görüp değerlendirme) kalbederiz (kilitleriz), başta (mucize gelmeden önce) ona iman etmedikleri gibi! Onları kendi taşkınlıklarında kör ve şaşkın, bocalar durumda, kendi hallerine terk ederiz!

ARAF (A’RAF) 7-186 Allah kimi saptırırsa, artık ona hidayet edecek yoktur… Onları kendi taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın, bocalar halde bırakır.

YUNUS 10-11 Eğer Allah insanlara, onların hayrı dilemedeki acelelerine göre, şerri hak etmelerine cevap verseydi; onların ömürleri çoktan bitmiş olurdu! Rücu ederek hakikati olan Esma`nın farkındalığına ermeyeceklerini sananları, kendi taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın, bocalar halde bırakırız.

HUD 11-24 Bu iki grubun misali, kör ve sağır ile gören ve algılayan farkına benzer! Misaldeki bu ikisi eşit olur mu? Hala tezekkür etmiyor musunuz?

RA’D – RAD 13-19 Rabbinden sana inzal olunan Hak`tır, gerçeğini gören kişi; buna kör olan kişi gibi midir? Yalnızca, derin düşünebilen akıl sahipleri bunu idrak edebilirler!

HiCR 15-72 Yaşamına yemin olsun ki, onlar (zevk) sarhoşlukları içinde, kör ve şaşkın bocalıyorlar!

TAHA 20-124 Kim zikrimden (hatırlattığım hakikatinden) yüz çevirir ise, muhakkak ki onun için (beden-bilinç kayıtlarıyla) çok sınırlı yaşam alanı vardır ve onu kıyamet sürecinde kör olarak haşrederiz.

TAHA 20-125 (O vakit) dedi ki: “Rabbim, niçin beni kör olarak haşrettin, (dünyadayken) gözlerim görüyordu?”

HAC 22-46 Değerlendirecek şuurları yahut algılayacak kulakları yok muydu ki, arzda gezip ibret almadılar! Gerçek ki gözler kör olmaz, içlerindeki kalp gözleri körleşir!

MU’MiNUN 23-75 Eğer onlara merhamet edip de kendilerinden sıkıntılı hallerini kaldırsak, mutlaka kör ve şaşkın halde, tuğyanları (hakikatlerine başkaldırı) içinde kalmaya devam ederler.

FURKAN 25-73 Onlar ki Rablerinin, varlıklarındaki işaretleri (hakikatleri) hatırlatıldıklarında, (o hakikate karşı) sağır ve kör kalmazlar!

NEML 27-4 Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince; onların yaptıkları işleri kendilerine süsleyip (keyifli) gösterdik; artık onlar (hakikate) kör ve şaşkın, (ortalıkta) bocalar dururlar!

FATIR 35-19 ama (kör) ile basir (gören) bir olmaz.

YASiN 36-66 Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda (öylece) koşuşurlardı… Fakat nasıl görebilecekler (bu gerçeği)?

ZUHRUF 43-36 Kim (dünyevi-dışa dönük şeylerle) Rahman`ın zikrinden (Allah Esma`sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) ama (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur!

MUHAMMED 47-23 işte bunlar, Allah`ın kendilerine lanet ettiği, kendilerini sağırlaştırdığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.

1944 – Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışların başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar.”

Rezin ilâvesidir. Beyhaki Şuabu`l-İman`da kaydetmiştir. Hadisin ikinci yarısı Ebü Dâvud`da tahric edilmiştir. Edep 125, (5150).

5867 – Ebu`d Derda radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:“Bir şeye karşı sevgin seni kör ve sağır eder (de onun eksiklerini görmez, kusurlarını işitmez olursun)” 
Ebu Dâvud, Edeb 125, (5130)

Mânevi körlük

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

İlâh – Tanrı

Anlamı TANRI – İLÂH, tapınılan varlık anlamına gelir.. Öğülen, yüceltilen, büyütülen ve bütün bunların karşılığında da kişiye istek ve arzuları istikameti…

Oku »

Ehad

Bölünmez, parçalanmaz, cüzlerden meydana gelmemiş, parçalardan oluşmamış; sonsuz sınırsız TEK…

Oku »

Sabretmek

ES SABUR…  Her yaratılmış olanın amacına uygun işlevini yapmasını bekleyip, o işlevini tamamladıktan sonra sonuçlarını yaşatan. Zâlimin zulmüne müsaade etmesi,…

Oku »