Alt Bilinç

  • Beyinde, farkında olmadığımız fikir faaliyetleri.
  • Alt bilinç diyelim, biz farkında olmadan çeşitli fikirler üreten beyindeki veri tabanımıza.

    Alt bilinç adını verdiğimiz, –bilinçaltı da denilen- fikir üreten ve duyguları oluşturan veri tabanımızın kaynakları birkaçtır.

    Genetik yoldan bize intikal eden sevgi, korku, kıskançlık, doğal savunma güdüsü vs. gibi bizden öncekilerin bize gönderdiği veriler…

    Doğum anından itibaren çevrenin beyin dalgalarının beynimizde yaptığı açılımlar…

    İçinde yaşadığımız toplumun bizi şartlandırmaları…

    Okuduklarımız, seyrettiklerimiz ve iletişimde olduklarımızdan bize yansıyan ve alıp kabullendiğimiz değerler.

    Ana hatları ile işte bunlar bizim beynimizin veri tabanını oluşturmakta.

  • “Bireysel bilinç”in orijinal hâli, “Nefsi Sâfiye“dir… “Nefsi Sâfiye” işaret edilen “kozmik bilinç“, şartlanmalardan, şartlanmaların oluşturduğu değer yargılarından ve değer yargılarından doğan duygulardan oluşan perdelerle ve varsayım kabulle “kendi özünden” uzak düşmüş ve nihayet “nefsi emmare” denilen en alt bilinç seviyesine düşmüştür…
  • Yaşamımızın çok önemli bir kısmı genellikle, alt bilinç yönetiminde geçip gidiyor…
  • Dünyanın neresinde, hangi toplum içinde varolursa olsun, tüm insanlar bu temel alt bilinç yapı ile varolurlar. Bu alt bilinç aynı zamanda “kişinin şeytanı” diye de tanımlanır. Alt bilincin üretimi olan fikrî faaliyetin kaynağı zekâdır.
  • Alt bilincin, “kişinin şeytanı” olması da şu yöndendir…

    Beyin veri tabanındaki yerleşik bilgiler, ya genetik kanaldan ya da çevreden, şartlanma yollu, sorgulanmadan ve hattâ farkında bile olunmadan yerleşmiş verilerdir.

    Kişi, bunlara ters düşen bir gerçek ile karşılaştığı zaman, önce ilk reaksiyon olarak onu reddeder. Çünkü zekâsı, korunma ve elindekileri koruma dürtüsü doğrultusunda, onu reddetmeyi gerektirecek şekilde çalışır. Dış, sisteme dayalı gerçeklere göre değil, kendi veri tabanına göre geleni değerlendirir zekâ!.

    Bunun sonucunda da, gelen veri, sorgulanmadan, akıl ile yaşam gerçeklerine göre ölçümlenmeden hemen ret oluşur.

    Bu durumda kişi, içinde yetiştiği ortamın yaşam tarzına veya kendisini şartlandıran toplumun değerlerine ters düşen bir fikir ile karşılaştığı zaman, o fikir kendisine çok büyük mânevî kazançlar sağlayacak olsa bile, kendindekileri koruma amacıyla konuya karşı çıkar!. Böylece de o gerçekten mahrum kalır. Yâni, kişinin şeytanı devreye girmiş, onu, o güzellikten mahrum etmiştir.

  • Alt bilinç, veri tabanı itibariyle, akıl tarafından kontrol edilemiyorsa; kişi, yaşamını mutlaka kendisini güden bu veri tabanı doğrultusunda yönlendirecektir.
  • “Şeytanımı Müslüman ettim” ifadesinin anlamı, “alt bilincimi evrensel gerçekler doğrultusunda kontrol altına aldım”dır!.

    Alt bilinç tarafından üretilen fikirlerin, beyinde belirli hayâl sûretleri oluşturularak üst bilinç tarafından değerlendirildiğini; bu yüzden, insanın, varoluşundan ebede kadar, hep hayâl içinde yaşayacağı gerçeğini ise pek az insan fark etti!.

AMİGDALA

  • Amigdala korunma pozisyonu aldığında, çaresiz kalmışsa, “saçmalamak” dediğimiz mantıksal bütünlüksüz konuşmalar duyulur. Hoş görün aczdir o!
  • Din; içselliğin için gelmiştir, dışsallıkta yabanda dolaşman için değil! Beynini, beynindeki kuvveleri, özellikleri çözebildiğin kadarıyla Rabbini tanıyabilirsin. Dışsallıkta kalmakla, tanrıya tapınmaktan kurtulunmaz! Beyni tanımak demek; amigdala, prefrontal korteks, pineal gland’i tanımak demek değildir! Beyni tanımak bunun çok ötesine gider!
  • Tüm hayvansal davranışların gut brain/bağırsak beyin ile amigdala bağlantısı sonucunda açığa çıktığını; “emreden nefs/nefsi emmare” dendiğini”; önemli astrolojik dalgaların ve görünmezlerin dalgalarının/data gut/ bağırsak beyin tarafından alınıp beyine yönlendirildiğini duydunuz mu?
  • Bağırsak bakterileri “emreder”; bağırsak nöronları kimyasallarla beyne iletir. Beyin de frontal korteksi kullanmadan çoğunlukla nefsi emmareye uyar! “Levvame nefs”; frontal korteks’in ilim doğrultusunda, bakteriler, bağırsak beyin, amigdala zincirinden geleni sorgulaması sonucu düşüncedir.
  • Amigdalanın görünür silahı zekâ; PFC (prefrontal cortex)’nin bilinen silahı da akıl olarak açığa çıkar.
  • Amigdala yalnızca bedenin değil benliğin de koruyucusudur. Eleştiriye kapalılık ve itiraz, amigdalanın benliği savunma sistemindendir.
  • Amigdala o kadar güçlüdür ki, benliğini savunmak için tasavvufun tüm bilgilerini kullanır. Sûretsiz aşk yaşayanda savunma olmaz.
  • Beyini ve amigdalanın işlevini bilmeyen tasavvuf heveslilerinin düştükleri vartalar hesapsız… Bilgiyi kullanıp, insana kendini Allâh sandırır.
  • Acayip tecelliler! Kimi amigdalasının oyununa gelip “ben Allâh’ım, kaderinizi değiştiririm” diyor; kimi peygamber, Geylânî bana geliyor, diyor! Kimi haberim olmadan benden mesajlar alıp talimatlar yağdırıyor. Kimi gaybdan haberler alıyor, nefs terbiyesinden geçmemişken! Adımı kullanan kimseye inanmayın. Yazdıklarım dışında, kimseye talimat vermem, işine karışmam. Bildiğimi yazar paylaşırım o kadar. Yanımda olan hiç kimse, bu bilgileri dünyalık çıkarı için kullanmaz. Kullananın benimle hiçbir ilgisi yoktur. Böylece kesin biline bu konu.
  • Kesin bilmediğin konuda zanna dayalı hüküm şeytanındandır. Zan yakıcı ateştir. Zan, amigdaladan; kesin bilgi Rasûlden.
  • İnsana imanını kaybettiren şeytanı (amigdalası), onu kendine önceden girmiş yanlış kabullere yönlendirerek gerçekten saptırır. Silahı, zandır!
  • Dünya’da insanın başına gelecek MEKRE UĞRAMAKTAN daha büyük felaket yoktur. Nuru gider, Allâh’a yönelişi geriler, dünyalık eğilimi artar. Şeytanı (amigdalası) içinde bulunduğu fiilleri haklı, yerinde gösterir MEKR’e uğramışlara. Tüm gün aklı fikri dünyada bırakıp gideceğinedir. Kişi öylesine boğulur ki benliğinde, dünyasında, sorgulamaz kendini, “ben niçin var oldum, neyle meşgûl oluyorum” diye! Dışardan meded umar!
  • Astrolojik etkilerle tetiklenen amigdala, bilgi tabanından ortama göre bilgi açığa çıkartıp, olayların oluşmasına yol açar.
  • Duygusallığın da bir mantığı vardır. Amigdala, bilgi tabanına dayalı olarak duygusallığı yaratır. Amigdalanın bir işlevinin şeytanlık olarak tanımlanmasının sebebi bilgi tabanının korunması için âyet, hadis gibi hak bilgileri kullanmasıdır. Benliği mahvedici Hakikat ilminin kabullenilmesini reddetmek için amigdala veritabanındaki tüm bilgileri belli bir mantıkla kurgular. Amigdalanın koruması altındaki benlik, dünyada bırakacağı şeylerle meşgûlken; Allâh, Hakikatini İhlâs Sûresinde açıklamıştır. Ne mutlu amigdala esaretinden kendini kurtarıp, İhlâs Sûresini OKUyup yaşayana! Benliğini Allâh için kurban edene! Dünyasını arındırana!
  • Amigdala ne iyidir ne de kötü! O yalnızca işlevini açığa çıkartır BİLGİ TABANINA GÖRE. Bilgi tabanı arınan, kurtulur! Bilgi tabanın, arka planda girmiş tüm bilgilerden (pasif bilgiler), önde planda da sürekli uyguladıklarından oluşan aktif bilgilerden oluşur. Amigdala (zekâ), öncelikle ön plandaki uygulamalara dayalı aktif verilere göre karar verir. Kişinin yaşamı pasif değil, aktif bilgilere göredir. PFC (akıl) ise kararını veritabanındaki tüm bilgileri (pasif) tarayarak verir. Kişinin tüm ilmine dayalı karardır bu. Bu nedenledir ki insanlar konuştuklarına göre değil, günlük uygulamaları doğrultusunda yaşamlarını sürdürürler.
  • Namaz, oruç, zikir gibi saatlik günlük ibadetler hep beyin aktif alanını, kişinin hakikatini hatırlaması için uyanık tutma amacına dönüktür. Amigdala önündeki aktif alan bilgisi, yanlızca uygulamalarla değişir ve hakikatine yönlendirir. Uygulama olmazsa, bilgi bu alanı yenilemez.
  • İnsanın yaşamı, ruh denen dalga/bilgi beyin düzeyinde devam eder. Bunun orijini ise kuantum boyuttur. Beyin, dalga dekoderi ve konvertörüdür. Amigdala dahi 5 duyuya göre madde ise de; gerçekte bir bilgi işlem merkezidir ki, yaşamı ve işlevi sonsuzdur.
  • İnsanlar yaptıklarını yapmaya mecburdurlar! Niçin? Çünkü beyin otomatik çalışır girdi-bilgitabanı-çıktısı olarak. Veritabanı değişmedikçe, yeni bilgi, amigdalanın aktif bilgi alanını değiştirmedikçe, kişi melekeleşmiş günlük çıktılarıyla devam etmek mecburiyetindedir!
  • Beyninize çeşitli zamanlarda girmiş bilgilerle yeni gelen bütünleşmediği zaman kafanız karışır, confuse olursunuz. Amigdalanız ise eskiye dayanarak yeni geleni reddetmek isteyecektir. İnkâr yerine araştırın! Yeni bilgi, hangi temeller üzerine kurulmuş, hangi bilgiler ve mantığa dayanmaktadır.
  • Şeytanın, aktif bilgi/uygulama alanındaki şartlanmalara ve kabullere dayalı, hakikatini fark etmene, tanımana engel bilgilerdir. “Arındıran kurtuldu” işareti bu alandaki kabullerdir. Aktif/uygulamalardan oluşan bilgi alanını arındıran, şeytanını müslüman eder. Amigdala sana aktif/uygulama alanındaki bilgileri yaşatır. Bu bilgiler, yeni gelen bilgilerin teslimiyetle/imanla uygulanmasıyla değişir.

Video‘da ilgili bölüm: 16:15 AmigdalaFrontalCortex

AMİGDALA

BAKARA 2-59 Ne var ki, onların arasındaki nefsine zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Bunun sonucu olarak biz de semâdan (beyindeki amigdala özelliklerinden) ricz (vehim, azaba sebep olacak fikirler) inzâl ettik.

YUNUS 10-5 O (Allâh`tır) ki, Güneş`i yaşam ışığı (enerjisi) olarak meydana getirdi; Ay`ı nûr (insanda duygusal boyutu düzenleyici kıldı, çekim gücünün etkisiyle hormonal yapı ve amigdala üzerindeki etkileri), senelerin adedini ve hesabı bilesiniz diye Ay`ı menziller sahibi olarak takdir etti… Allâh bunları Hak olarak (Esmâ`sındaki özelliklerle) yaratmıştır. Düşünebilenler için işaretlerini böyle detaylı açıklıyor.

HiCR 15-17 Onu şeytan-ı racîm`den (amigdalanın oluşturduğu birimsellik – kaybetme korkularından) biz koruduk.

HAC 22-53 Şeytanın ilkası olan (amigdala etkisindeki oluşmuş benlik – bilinç veri tabanından gelen) fikir, sağlıklı düşünemeyen ve şuurları örtülmüş (melekî kuvveleri – kudsî hakikati örtülmüş; bedenî zevkler, nefsanî şehvetlere düşkün) olan kimseler için, sınav objesi oluşturması içindir… Muhakkak ki zâlimler dönüşü olmayan yoldadırlar!

 

VEHİM

BAKARA 2-37 Adem, Rabbinden (varlığındaki Esma mertebesinden) gelen ilim ile -kelimeler- (yapmaması gerekeni fark edip, kendisinden açığa çıkan vehmine tabi olma hatasını itiraf edip) tövbe etti. Tövbesi kabul edildi. Şüphesiz ki Hu; O tövbeyi kabul edip Rahimiyeti ile bunun güzel sonuçlarını yaşatandır.

BAKARA 2-168 Ey insanlar, arzda (beden boyutuna ait) olanların helal ve temiz olanlarından (sizi hakikatinizden perdelemeyecek olan şeylerden) yeyiniz. Şeytanın (vehminizi harekete geçiren) adımlarına (kendinizi yalnızca beden olarak kabul etmenin sonucu olan hırs ve isteklere) tabi olmayınız. Muhakkak ki o apaçık düşmandır.

BAKARA 2-268 Şeytan (vehminiz) sizi fakirleşeceğiniz yolunda korkutur (bağış yapmaktan uzaklaştırır), çirkin şeyleri, cimriliği emreder!.. Allah ise kendinden bir mağfiret ve fazlından vermeyi vadeder. Allah Vasi`dir, Alim`dir.

AL-U iMRAN 3-155 iki ordu karşı karşıya geldiğinde sizden kaçanlar, bunu, şeytanın (vehmin) kendilerinde oluşmuş yanlış fikirleri tahrik etmesi sonucu ortaya koymuşlardır. Allah onları affetti. Allah Gafur`dur, Halim`dir.

MAiDE 5-60 De ki: “Allah indinde, yapageldiklerinin karşılığı ne kadar kötüdür, bu konuda size haber vereyim mi? Allah`ın lanetlediği ve gazap ettiğidir o kimse! (Allah) onları maymunlar (düşünmeden taklitle yaşayanlar), domuzlar (şehevi zevkleri için yaşayanlar) ve tağuta (şeytana-vehmine) tabi olarak yaşayanlar haline dönüştürmüştür! işte bunlardır mekanı en kötü olanlar ve yolun ortasından sapanlar!

iSRA 17-53 Kullarıma de ki; en güzeli ne ise onu söylesinler! Muhakkak ki şeytan (nefs = bilinç = bedensellik kabulü vehmi) aralarına fit sokar… Muhakkak ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır!

iSRA 17-63 (Allah) buyurdu: “Git! Onlardan kim sana tabi oldu ise, muhakkak ki cehennem sizin yaptığınızın sonucudur! Tam karşılık!” (Vehmine tabi olarak kendini yalnızca beden sanıp şuurunu = hakikatini inkar eden, bedenselliğin cehennemini yaşar.)

TAHA 20-6 Semalarda (şuur ve bilinçlerde), arzda (fiile döktüklerinde), ikisinin arasında (hayalinde ve vehminde) ve toprağın altında (bedenin derinliklerinde) ne var ise, O`nun (El Esma özelliklerinin açığa çıkması) içindir.

TAHA 20-117 Dedik ki: “Ey Adem, kesinlikle şu (iblis, vehmini tahrik eden kendini beden kabul etme fikri) senin ve eşin (bedenin) için bir düşmandır! Sakın sizi (kendinizi şuur {meleki yapı – kuvve} olarak yaşadığınız) cennetten (bedenselliğe – bilinç yaşamı boyutuna) çıkarmasın; sonra şaki (kendini beden sınırlamasının mutsuzluğu içinde bulan ve bunun sonuçlarını yaşayarak yanan) olursun!” NOT: Burada anlatılmak istenen, müşahedemizdekine göre özetle şudur: Adem ismiyle işaret edilen, yokken, Allah Esma`sının ihtiva ettiği ruh {manalar bütünü} üflenerek, bir “şuur varlık” halinde beyinden yani madde bedenden açığa çıkarılmıştır. Beyin bu açığa çıkarılışı kabul edecek şekilde `tesviye` edildikten sonra, açığa çıkan bu El Esma ruhu olan şuur varlık, meleki bir yapı-boyut olarak cinsiyetsizdir. Ne var ki iblis diye tanımlanan cin türünün, {göze göre görünmez} ışınsal bedenli varlığın, beyinde impulse ile oluşturduğu, kendini beden olarak kabullenme fikriyle, şuurun hakikati örtülmüş; kendisini eşi diye tanımlanmış olan beden kabulü noktasına indirmiştir. Beyin, yapısı itibarıyla, veri tabanını oluşturan genetik bilgiler, şartlanmalar, değer yargıları ve bunun getirisi duygular ile çeşitli fikirler doğrultusunda açığa çıkan bilincin, akıl kuvvesini değerlendirmesiyle yaşar. Bilincin şuur boyutunu oluşturan Allah Esma`sına `iman` etmesi ve buna göre yaşaması teklif edilmekte ve işin doğrusunun bu olduğu `hatırlatılmaktadır`. Şuur ise bu bağlardan öte, hakikati Allah ilmine uzanan meleki kuvve-nurdur. Şuur, kalp veya daha deriniyle hakikati hissetmesi itibarıyla `fuad` (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar-kalp nöronları) diye anlatılır. Şuurun, eşi olarak kendisine geçici süre verilmiş olan beden ise, kah maddeden meydana gelmesi itibarıyla `arzın dabbesi`, kah bedendeki hayvanlarla ortak özellikler dolayısıyla `enam`, kah da şuurun meleki vasfını sınırlaması veya örtmesi fikrini beyinde tetiklemesi itibarıyla `şeytan` diye tanımlanmıştır. “insan” diye tanımlanmış “şuur”, kendi orijin yapısını, bedende gözünü açması dolayısıyla da unutmuş, `hatırlamaz` olduğu için `zikir-hatırlatıcı` gönderilmiştir. Kuran bilgisi, `zikir` yani `hatırlatıcı`dır. insana hakikatini hatırlatmak içindir. Beyin-beden kabulünün getirisi sınırlı-kayıtlı cehennemi bedensel yaşam; şuur boyutundaki meleki boyuttaki seyir ise cennet yaşamı olarak tanımlanmaktadır. Bütün bu olaylar ve cennet-cehennem tasvirleri bir kısım ayetlerde vurgulandığı üzere, tamamıyla misal yollu benzetme ve işaret yollu anlatımdır. Cennet şuur yaşamı ve şuurdan, El Esma özelliklerinin açığa çıktığı bir yaşam olduğu içindir ki; biyolojik-hayvansı beden var olmadığı ve dahi söz konusu olmadığı içindir ki; buna dair oluşlar da o boyutta yer almaz. Onun için cennetin gerçekte, çok algı dışı bir yaşam boyutu olduğuna işaret edilmiştir. Konunun detayları ayrı bir kitap mevzuudur. Ancak Kuran`daki işaretlerin yerli yerinde değerlendirilip anlaşılması için bu kadar bir özet anlayışımızı buraya eklemeyi uygun gördüm. Eksik veya yanlış müşahedem oluşmuşsa bağışlanma dilerim. Hakikatini bilen Allah`tır. A.H.)

HAC 22-4 Onun (şeytan-kendini yalnızca beden sanma vehmi) hakkında: “Kim onun peşine takılırsa; muhakkak ki o, kişiyi saptırır ve onu alevli ateşin azabına yönlendirir” diye yazılmıştır.

KASAS 28-50 Çağrına uymazlarsa, bil ki onlar yalnızca kendi asılsız hayallerine tabi oluyorlar! Allah`tan (hakikatleri Esma mertebesinden, kendilerinde açığa çıkan hakikat ilmi olmaksızın), kendi (vehminin getirisi olan) hayal ve tasavvurlarına tabi olandan daha sapkın kimdir? Muhakkak ki Allah zalimler kavmini hidayet etmez.

BAKARA 2-14 iman edenlerle beraberken “Amenna-kabul ettik” derler, şeytanlarıyla (vehimlerine tabi olarak onları saptıranlarla) başbaşa olduklarında ise: “Biz sizinle aynı fikirdeyiz, onlarla alay ediyoruz” derler.

BAKARA 2-36 Bundan sonra şeytan (vehimlerini tahrik ederek) onları içinde yaşadıkları (boyuttan) kaydırttı. Biz de dedik ki: “Bir kısmınız diğerine (ruh ve beden) düşman olarak inin. Sizin (ve nesliniz) için bir süre arzda (beden boyutu şartlarında) yaşam ve belli bir süre oradan yararlanma söz konusudur.”

BAKARA 2-59 Ne var ki, onların arasındaki nefsine zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Bunun sonucu olarak biz de semâdan (beyindeki amigdala özelliklerinden) ricz (vehim, azaba sebep olacak fikirler) inzâl ettik.

BAKARA 2-102 Bunlar Süleyman`ın (hakikatinin oluşturduğu) mülkü (tasarruf ettikleri) hakkında da (inkara gidip), şeytanlara (vehim yollu saptırıcılara) tabi oldular. Süleyman kafir olmamıştır (hakikatinden perdelenmemiştir). Lakin o şeytanlar kafir olmuştur (hakikati inkar ederek); zira insanlara sihirbazlık ve Babil`deki iki meleğe (Melik`e) inzal olanı öğretirlerdi. Oysa: “Biz imtihan vesilesiyiz; sakın hakikatinizdekini örterek (dış kuvvetlere başvurmak suretiyle sihir yapıp) kafir olmayın” demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlar karı-kocayı birbirinden ayıracak şeyleri öğretiyorlardı. Onlar Allah`ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine faydası olmayıp aksine zarar vereni öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu (sihri) satın alanların sonsuz gelecekte hiçbir nasibi olmayacaktır. Nefslerinin hakikatini ne kadar kötü bir şeye sattıklarını bir bilselerdi!

BAKARA 2-256 DiNde (Allah yaratısı sistem ve düzeni {Sünnetullah} kabul konusunda) zorlama yoktur!.. Rüşd (Hakikat en olgun haliyle) ortaya çıkmış, sapık fikirlerden ayrılmıştır. Kim Tagut`u (gerçekte var olmayıp vehim yollu var sanılan kuvvelere tapınmayı) terk eder, (varlığını oluşturan) Allah`a (Esma`sına) iman ederse, kesinlikle o kopması mümkün olmayan, hakikatindeki sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah Semi ve Alim`dir.

EN’AM 6-43 Bari azabımız onlara geldiğinde alçak gönüllülük ile yaklaşsalardı ya! Fakat kalpleri katılaştı (bilinçleri kilitlendi) ve şeytan da (vehimleri de) yaptıkları amelleri kendilerine süslü gösterdi.

ARAF (A’RAF) 7-22 Böylece onları (vehimlendirerek) aldattı (bedenselliği fark ettirdi)… O ikisi, o malum ağaçtan, (seks-üreme sisteminden) tadınca, bedenselliklerini hisseder oldular! Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar (nefslerindeki çeşitli Esma kuvveleri ile bedensellik hissini örtmeye çalıştılar)… Rableri onlara nida etti: “Ben size şu ağacı (bedenselliği yaşamayı) yasaklamadım mı; ben size demedim mi, kesinlikle şeytan sizin için apaçık düşmandır?”

ARAF (A’RAF) 7-175 Onlara şu şahsın haberini bildir; ona işaretlerimizi verdik de onlardan sıyrılıp çıktı (hakikati unutup nefsaniyetiyle yaşamaya başladı)… (Derken) şeytan (vehim) onu (kendine) tabi kıldı ve (nihayet o) azgınlardan oldu.

ENFAL 8-12 Hani Rabbin melaikeye şöyle vahyetmişti: “Muhakkak ben sizinle beraberim (Allah melekle yan yana olmayacağına göre; anlatılmak istenen {tasavvufta maiyet sırrı diye bahsedilen}: meleklerin, kendilerindeki kuvvet ve kudretin Allah`ın kuvvet ve kudreti bilincini taşıdıkları realitesine işaret olunmaktadır)… iman edenleri sabitleyin… Hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerinde korku oluşturacağım… (Onların) boyunlarının üstüne vurun (vehim üzere sabitleyin) ve onların her parmağına darbedin.”

ENFAL 8-48 Hani şeytan (vehim) onlara davranışlarını süsledi ve (şöyle) dedi: “Bugün sizi kimse yenemez! Ben de muhakkak sizin yanınızdayım”… iki grup birbirini görünce (şeytan) iki topuğunun üzerine gerisin geri çarketti ve: “Muhakkak ben sizden ayrıyım! Gerçekten ben sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum… Muhakkak ben Allah`tan korkarım… Allah Şedid ül ikab`dır (suçların sonuçlarını en şiddetli şekilde yaşatan)!” dedi.

HUD 11-110 Andolsun ki Musa`ya Hakikat BiLGisi verdik de onda ayrılığa düştüler! Eğer Rabbinden (hükmedilmiş) geçmiş bir söz olmasaydı, mutlaka aralarında iş bitirilirdi… Muhakkak ki onlar O`ndan (vehimleri yüzünden) kuşku içindeler.

NAHL 16-63 Tallahi… Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de irsal ettik de, şeytan onlara yaptıklarını süsledi (Rasullerin bildirdiklerini inkar ettiler)! O (şeytan-vehim) bugün (de) onların velisidir… Onlar için acı bir azap vardır.

NAHL 16-87 O gün, uydurdukları (vehim, hayal ürünü) şeyler kendilerinden kaybolup gitmiş; Allah`a teslim olmuşlardır!

NAHL 16-98 Kur`an okuyacağın zaman, (vehimle seni yanlış değerlendirmelere sokması muhtemel) şeytan-ı racim`den, Allah`a sığın.

iSRA 17-61 Hani (yeryüzü) meleklerine (bedendeki Esma kuvvelerine): “Ademi şuura boyun eğin” dedik de iblis hariç, doğal olarak boyun eğip gereğini uyguladılar (bu kuvveler kullanılmaya başlandı)… (iblis): “Balçık (su+toprak; maddeden oluşmuş beden {dabbe}) olarak yarattığına secde eder miyim?” dedi. (iblis`in insandaki varlığı, insandaki vehim kuvvesidir ki aklın {bilincin} hükmü altına girmeyen kuvvedir; “var”ı yok, “yok”u var kabul ettirir. A. Ceyli)

MERYEM 19-83 Görmedin mi biz şeytanları, hakikat bilgisini inkar edenler üzerine irsal ettik de onları (vehimlerini tahrik ederek) oynatıp duruyorlar.

FURKAN 25-29 Andolsun ki, gelen Zikir`den (hakikatimi hatırlatan hakikat bilgisinden) saptırdı… Şeytan (vehim-bilincin kendini beden kabulü) insan için hazuldur (güçsüz ortada bırakan).

NEML 27-25 Semalarda ve arzda gizli ne varsa ortaya çıkaran; gizlediğinizi ve açığa çıkardığınızı bilen Allah`a secde etmemeleri için (vehimleri onları kandırmıştı). (. ayet secde ayetidir.)

SEBE’ 34-5 işaretlerimizi geçersiz kılmak için koşuşturanlara gelince, işte onlar için riczten (pislik, vehim) kaynaklanan feci bir azap vardır!

ZUHRUF 43-36 Kim (dünyevi-dışa dönük şeylerle) Rahman`ın zikrinden (Allah Esma`sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) ama (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur!

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Hâcet Namazı

HÂCET namazı diye bilinen, kişinin bir ihtiyacını, bir sıkıntısını, bir derdini Allâh’a arz edip, kurtuluş istemesi için önerilen namaz hakkında bakın Rasûlullâ…

Oku »

Çiftlik

Konu hakkında bilgiler Ahmed Hulûsi “Zâhir” ve “bâtın” aynı ve tek şeydir!..Öyle ise algılama cihazlarındaki yetersizlik dolayısıyla bu…

Oku »

Sabr

ES SABUR… Her yaratılmış olanın amacına uygun işlevini yapmasını bekleyip, o işlevini tamamladıktan sonra sonuçlarını yaşatan. Zâlimin zulmüne müsaade etmesi, y…

Oku »