Allâh’ı çok zikredenler

Efendimiz`e sordular:
«Müferridun kimlerdir?»… Cevap buyurdu:
«Allah`ı çok zikredenler!.

  • “Allah katında kıyâmet gününde kulların hangisinin derecesi daha faziletlidir; sorusuna şu cevabı verdi:

    – Allah`ı çok ZİKİR EDENLER.”

    Soruldu ki, “Yâ Allah yolunda cihâd eden gazinin ki?”…

    Buyuruldu:

    – Kâfirler ve müşrikler içerisinde kılıcı ile kırılıncaya kadar ve kana bulanıncaya kadar savaşsa da, şüphesiz ki, Allâh`ı çok zikredenlerin derecesi, ondan daha faziletli olur.”

  • Muhterem kişi,

    Efendimiz`e sordular:

    «Müferridun kimlerdir?»… Cevap buyurdu:

    «Allah`ı çok zikredenler!.

    Bil ki, Allah`ı tesbih etmeyen tek bir mahlûk;

    HİÇBİR ŞEY HARİÇ OLMAMAK ÜZERE, HERŞEY O`NU TESBİH VE HAMD EDER. FAKAT, SİZ ONLARIN TESBİHİNİ İDRÂK EDEMEZSİNİZ.” (17-44)

    Âyetinde de belirtildiği gibi yoktur!.. Bütün yaratılmışlar, her an O`nu tesbih etmektedir!.
    Bir kısmı bilerek, bir kısmı bilmeyerek!…insan da, hayvan da, taş da, toprak da, ot da, hava da. Fakat , Rabbin indinden ilim vermediği kişiler bunu bilemezler, idrâk edemezler.
    Her bir esmâî ilâhinin zuhuru, her bir tecellî`nin varoluşu ve varoluş gayesi O`nun gerçek tesbihidir.
    Eğer ehli isen bu cümlemizden bir şeyler anlamaya çalışırsın. Rab dilediği tecellilerin yaratıcısıdır.
    Bütün bu tesbihlerden ayrı olarak; bu hadîste de buyrulduğu üzere «müferridûn»un vazifelerini izah sadedinde, «Allah`ı tesbih edenler» veya «Sabredenler» ve yahud da «Çokça hamdedenler» denilmemiş de; «Allah`ı çok zikredenler» buyrulmuştur.

    ALLAH`I, AYAKTA, OTURURKEN, VE YANLARINIZ ÜZERE YATTIĞINIZ ZAMANLARDA ZİKREDİN.” (4-103)

    Genel mahlûkata ait zikir başkadır; “insan“a ait olan başka!.
    Burada bahis konusu edilen “zikir”, bütün mahlûkatın yaptığı değil; sadece insanlara şâmil olandır… Çünkü;

    BİZ EMÂNETİ GÖKLERE, YERE VE DAĞLARA ARZETTİK, ONLAR BUNU YÜKLENMEKTEN KAÇINDILAR, ENDİŞEYE DÜŞTÜLER; İNSAN BUNU YÜKLENDİ.” (33-72)

    Âyetinde belirtilen emanettir bu!. .
    Zikir“; insanların asıllarına yöneliş ve tekâmülleri derecesinde, gerçek anlamına uygun bir hâl alır.
    Başlangıçtaki zikir dilden, hep bir kelimeyi tekrar ile olur.
    Daha sonra bu, içten ve dil hareket etmeksizin olur.
    Bundan sonra kalbten zikir gelir… Bunu daha da açık izah etmek istersek, “tefekküri zikir” de diyebiliriz.. Gerçek anlamdaki zikrin, ilk basamağı budur. Bundan evvelkiler, bu basamağa gelmeye yarayan yol gibidir.
    Burada birkaç hadîsi şerîfi daha belirtelim.

    «Bir saat tefekkür, bir yıllık ibadetten hayırlıdır.»

    «Bir saat tefekkür, yetmiş yıllık ibadetten hayırlıdır.»

    «Bir saat tefekkür, bin yıllık ibadetten hayırlıdır.»

ŞUARA 26-227 Ancak (hakikate) iman edenler ve imanın gereğini uygulayanlar, Allah`ı çok zikredenler ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna… (Nefslerine) zulmedenler, yakında hangi dönüşüme uğrayacaklarını kavrayacaklar (ama iş işten geçmiş olacak)!

AHZAB 33-21 Andolsun ki, Rasulullah`ta sizin için mükemmel bir örnek yaşam vardır! Allah`ı ve sonsuz geleceği umanlar ve Allah`ı çok zikredenler (hatırlayanlar) için!

AHZAB 33-35 Muhakkak ki islam`ı kabul etmiş erkekler ve islam`ı kabul etmiş kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sadık (sözünü yerine getiren) erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşu eden (hakikati fark etmenin getirisi olan hassasiyet hali) erkekler ve huşu eden kadınlar, tasaddukta bulunan (sadaka-zekat veren) erkekler ve tasaddukta bulunan kadınlar, orucu yaşayan erkekler ve orucu yaşayan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah`ı çok zikreden (hatırlayan) erkekler ve zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir mağfiret ve Azim bir ecir hazırlamıştır.

725 – İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), “Şâirlere gelince, onlara da sapıklar uyar” (Şuarâ 224) meâlindeki âyet hakkında şunları söyledi: “Cenâb-ı Hakk, (kendilerine sapıklar uyar diye zemmettiği) şairlerden, “İman edip de iyi amel (ve hareket)de bulunanlar, Allah’ı çok zikredenler ve zulme uğratıldıklarından sonra öclerini alanlar…” (Şu’arâ 227) istisna edildiler.”
Ebu Dâvud, Edeb 95, (5016).

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Tâhir

Anlamı Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için önce “tâhir’ olmak, yani -arınmış” olmak gerekir. Çünki, “Arınmamış olanlar dokunmasınlar” deniliyor. Bu âyeti mâalesef yanlış anlıyor; gidip suyla yıkanıp, abdest alıp “arındığımızı” sanıyoruz!.. “Tahir“in

Oku »

Enel Hak

Anlamı Ben Hakkım Yakîne erenin ibadeti biter!.. Ancak, ubûdeti devam eder!.. Yakîne erenin ibadetinin bitmesi ne demektir?…İbadet nasıl biter?.. Sonra ne olur?.. Fiil, kula bağlandığı zaman ibadet adını alır. Fâili

Oku »

Afuv

Anlamı El AFÜVV… Şirk dışında işlenmiş bütün suçların tövbesini kabul edip, affedendir. Şirk hâli yaşamında bu ismin özelliği açığa çıkmaz. Burada fark edilmesi önemli konu şudur. Suçun affı demek, o

Oku »

Ahmed Hulûsi'nin Eserlerinin hiçbirinde telif hakkından kaynaklanan herhangi bir tür bedel talebi yoktur.

Ahmed Hulûsi’nin resmi web sitesi www.ahmedhulusi.org, Twitter hesabı: @ahmedhulusi ve facebook hesabı: ahmed-hulusi adresleridir.

Bu adresler dışındaki sosyal iletişim siteleri veya herhangi bir internet sitesinde, www.ahmedhulusi.org adresinden orijinaline sadık kalınarak yapılmış alıntıların dışındaki, Ahmed Hulûsi adı altında yazılan, konuşulan, söylenenlerin hiçbiri Ahmed Hulûsi’ye ait değildir.

 

Allahvesistemi.com Hikmet Şener tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir. Mesaj veya hatâ bildirimi için Bildiri Formunu kullanabilirsiniz.