GAVSİYE AÇIKLAMASI

Ahmed Hulûsi

Yâ Gavs-ı Â’zâm. Kimse benden uzak olamaz, ma’siyetiyle; kimse de tâatıyla kurb sahibi olamaz.

 

Rabb-ül âlemîn, burada Gavs-ı Â’zâm’a öyle bir sırdan açıklama yapıyor ki, bunu anlamak pek kolay değildir.

Genelde halkın bildiği; insanların Allâh’a yakınlık elde etmesi amellerine bağlıdır; iyilik yapanlar, istenilen çalışmaları yapanlar Allâh’a yakın olurlar, zannedilir. Oysa burada vurgulanan gerçek, hiç de öyle değildir.

Evet, Allâh, yakınlığını ihsan ettiği kullarına yararlı çalışmaları; uzaklaştırdığı kullarına da zararlı çalışmaları kolaylaştırır ama…

Bu, zâhirden bâtına yönelindiğinde, dıştan içe bakıldığında, beşer anlayışıyla Allâh değerlendirilmeye kalkıldığında, şekle ve görünüşe göre hüküm verildiğinde böyledir!

Gerçekte…

Özden dışa… Allâh’ın ilmi ile beşeriyete… Allâh’ın ilmiyle Allâh indîndeki âlemlerine nazar edilirse…

Görülen bütün fiiller, Allâh’ın isimleriyle zâhir olan mânâ terkiplerinin oluşturduğu görüntülerdir. Hiçbir ayırım olmaksızın hepsi de Allâh’ın ilmi ve kudretiyle zâhir olmaktadır! Ve hepsinde de Hakk’ın varlığı aynı şekilde mevcuttur! Bu sebepledir ki, Allâh her birime, şey’e aynı şekilde yakındır!

Hatta yakınlık ve uzaklık kavramı bahis konusu olmaksızın Allâh’ın varlığı ile kaîm varlıklardır, algılanan her şey!

Bu nedenledir ki, fiillerden çıkan ve Hakk’ın takdirine göre, “tâat” ve “ma’siyet” adını alan fiiller, o birimin Allâh ile yakınlığı veya uzaklığı konusunda geçerli olamaz.

Birimin kendisini yakın ve uzak görmesi, fiilinden ötürü değil, Allâh’ın hüküm ve takdirinden dolayıdır.

Bu sırra dayalı öyle oluşlar mevcuttur ki, bunları burada anlatmaya kalksak, korkarız ki hafsalası alamayan pek çok kişi inkâra gider ve bu yüzden ebediyen Allâh’tan perdeli kalmaya mahkûm olur! Onun içindir ki, bu denizde daha fazla açılmayalım.