HZ. MUHAMMED’İN AÇIKLADIĞI ALLAH

Ahmed Hulûsi

Şimdi, elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim…

Varlığına iman ettiğimiz, ya da inanmadığımız, ancak her iki hâlde de şartlanma yollu “ALLÂH” adını verdiğimiz TANRI ile; burada tarif edilen, Hz. MUHAMMED’in açıkladığı “ALLÂH” aynı mıdır?..

Hz. MUHAMMED’in açıkladığı “ALLÂH” için “TANRI” kelimesi veya kavramı kullanılabilir mi; ya da TANRILIK” mevhumu kabul edilebilir mi?.. Düşünülebilir mi?..

“ALLÂH’I HAKKIYLA TAKDİR EDEMEDİLER…” (6.En’am: 91)

“ALLÂH” indînde, ilminde “KUL” ne ise, “TANRI” da odur!

Çünkü, her ikisi de ALLÂH ilmindeki, ilmî sûretler, kavramlardır.

Bu yüzden de ALLÂH indînde, her şey helâk olmuş, “yok” durumdadır! Ve “Bakıy” olan, sadece “VECHULLÂH”tır!

İşte, “Küllî şey’in hâlikun illâ vecheHU” (28.Kasas: 88) âyetiyle işaret edilen mânâ da budur ki, “ve yebka vechu Rabbike Zül Celâli vel’İkrâm” (55.Rahmân: 27) âyeti de bu durumu teyid eder.

Birinci bahsettiğimiz âyetin meâlen anlamı;

“Her şey (şey’iyeti itibarıyla) yoktur sadece O’nun vechi (mevcuttur)!..” (28.Kasas: 88)demektir.

İkincisindeki mânâyı da şöyle anlayabiliriz;

“Zül’Celâli vel’İkrâm Rabbinin vechidir (Esmâ mânâları) Bakıy olan!” (55.Rahmân: 27)

Nitekim bu durumu açık-seçik vurgulayan âyet de şudur;

“FEEYNEMA TUVELLU FESEMME VECHULLÂH” (2.Bakara: 115)

“Ne yana dönersen Vechullâh karşındadır (Allâh Esmâ’sının açığa çıkışıyla karşı karşıyasın)!..”

“VECH”, Arapçada “yüz” anlamındadır… Yani, “Hz. Muhammed’in vechini görürsün” dense; bu, “Hz. Muhammed’in yüzünü görürsün” demektir.

Kur’ân-ı Kerîm’deki bu “VECH” tâbiri, üzerinde büyük önemle durulması gereken bir anlam taşır.

Bu konuya, diğer bazı kitaplarımızda da detaylı şekilde değinmiştik ancak burada yeri gelmişken kısa bir açıklama yapmadan geçmeyelim…

“O’nun vechinden başka her şeyin helâk olması” demek; bizim anladığımız zaman boyutu içinde, bir gün gelecek ki, o günde her şey helâk olacaktır, şeklinde ileriye atılmamalıdır!

Mutlak kıyamette, değişik bir anlamda, böyle bir şey elbette söz konusudur ancak, biz burada, bu cümlenin şu anki gerçeği üzerinde durmak istiyoruz…

“Helâk olma” ifadesi ile anlatılan mânâ, esasen içinde yaşadığımız şu anda ve her anda geçerlidir… Ve bu durum keşif ve fetih sahibi basîret ehli zâtlar tarafından daimî olarak müşahede edilebilmektedir.

“Ne yana dönersen Vechullâh karşındadır (Allâh Esmâ’sının açığa çıkışıyla karşı karşıyasın)!..” (2.Bakara: 115) âyeti zaten bu durumu açık seçik vurgula­maktadır.

Burada anlatılmak istenen “SIR” şudur:

Kişilerin basîretleri perdeli olduğu için, varlık sûretlerinin hakikati olan “ALLÂH” İsmiyle İşaret Edilen’in “VECH”i müşahede edilememektedir.

Nitekim, başını ne yana çevirirsen, yani basîretinle, şuurun­la ne yana döner, yönelirsen, hep vechi ilâhîyi müşahede edersin; zira “O”, “BAKIY”dir.

Yani, gerçekte, dün, bugün, yarın var olan ve sonsuza dek var olmaya devam edecek olan, “BAKIY” “VECH”tir!

“VECH”in perdesi olan yegâne şey ise, o şeye konulmuş olan “İsim”dir!.. Ki o isim, sonradan “vech”in bir mânâsı üzerine konmuş bir perdedir. Perdenin ardındaki varlık ve onu mey­dana getiren mânâlar ise “ALLÂH”ın isimlerinden varlıklarını alırlar.