HZ. MUHAMMED’İN AÇIKLADIĞI ALLAH

Ahmed Hulûsi

“ALLÂH”, sonsuz-sınırsızdır, dedik…

“ALLÂH”ın sınırsız-sonsuz oluşu dolayısıyla bir MERKEZİ olması da muhaldir!..

Bir şeyin merkezi olması için, onun sınırları olması, bu sınırların köşelerinin kesiştiği noktanın da merkez kabul edilmesi gerekir…

Hâlbuki, “ALLÂH”ın sınırı yoktur!..

Sınırı olmayan şeyin, merkezi de olmaz!..

Merkezi olmayan şeyin özü, içi ve dışı da olmaz!..

Bizim beş duyusal yaşamımıza ve beş duyudan ileri gelen madde kabulümüze göre, bir nesnenin içi ve dışı vardır; özü vardır kabuğu vardır!.. Oysa, merkezi olmayan şeyin özü ve kabuğundan, içi ve dışından söz edilemez!..

Nitekim bu mânâ Kur’ân-ı Kerîm’de bir âyette şöyle vurgulanmaktadır:

“HÛ ve’l evvelü vel âhiru ve zâhiru vel bâtın”; “O, EVVEL, ÂHİR, ZÂHİR, BÂTIN’dır.”

Yani, Zâhir, Bâtın, Evvel ve Âhir diye bildiğin hep “O”dur!.. Bunlar, gerçekte, TEK aynı şeydir!.. Yani, zâhir ve bâtın diye iki ayrı şey yoktur; bu ayrılığı sen uyduruyorsun!.. Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın kelimeleriyle işaret ettiğin şey hep “O”dur!..

Sen, “O”na, ister “Zâhir” de, ister “Bâtın” de, ister “Âhir” de, ister “Evvel” de; dediğin, işaret ettiğin, tarif ettiğin hep “O”dur!..

Zira, “zâhir-bâtın” ayırımı senin beş duyundan kaynaklanmaktadır!.. Beş duyu ile algılayabildiğine “zâhir” diyor­sun, algılayamadığına “bâtın”!..

Oysa altı, yedi, on iki duyuyla algılama durumunda olsaydın, senin için zâhirler de değişecekti, bâtınlar da!.. Ve sen, bugün zâhir dediğine bâtın; bâtın dediğine de zâhir demek durumunda olacaktın.

“ALLÂH” ismi ile işaret edilen ise sınırsız-sonsuz TEK olması hasebiyle, “ZÂHİR”,“BÂTIN” kavramlarından berîdir, münezzehtir!.. Bu anlatımlar, senin kabullerine GÖRE yaklaşımlardır!

Evet, merkezi, içi-dışı, zâhiri-bâtını, başı-sonu olmayan; bu gibi anlamlardan ve oluşlardan berî olanın, bir yerde son bulup, o noktadan sonra ikinci bir varlığın başlamasından söz edebilir misiniz?.. Elbette hayır! İşte, bu yüzden fark ederiz ki, düşünülebilen, hayal edilebilen her noktada, tüm özellikleriyle ve “ZÂT”ıyla ve dolayısıyla tüm özellikleriyle ancak ve ancak, sadece ve sadece KENDİSİ, yani, “AHAD” olan “ALLÂH” mevcuttur!

“O”nun dışında, ikinci bir varlığın vücudundan söz eden ise, tümüyle derin düşünce yetersizliğinden doğan yanılgı içerisindedir!.. Ki bu durumun dindeki adı da, “ŞİRK”tir!