Afiyet

Afiyet odur ki, “sen”liğinden kurtulmuş olasın!.. Sonra, ister bir bucakta otur, istersen halk içinde ol!..

  • Muaz bin Cebel Radı’yallâhu Anh naklediyor bize bu açıklamaları: 
    “Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem bir adamın şöyle duâ ettiğini işitti:
    Allah’ım senden SABIR isterim!..
    Sen Allah’tan BELÂ istedin!.. ÂFİYET iste!..”Bu çok önemli bir uyarı… Rasûl Aleyhi’s-Selâm’ın bize işaret ettiği gerçek şu:Bir insan Allah’tan SABIR istediği zaman, farkında olmadan demektir ki, “bana belâ ver de sabredeyim”…İşte bunun için sabır istemeyi men ediyor Rasûl-i Ekrem ve onun yerine “âfiyet iste” diyor!..
  • “İçinizden her kime DUA KAPISI AÇILMIŞ ise, muhakkak ona rahmet kapıları açılmıştır; ve Allâh`dan, afiyet istenilmesinden daha sevimli bir şey, istenmemiştir”. “DUA, inen belâya ve inmeyen belâya karşı faydalıdır. Ey Allâh`ın kulları, DUAYA SIMSIKI SARILINIZ!..”

TUR 52-19 Yaptığınız fiillerin sonucu olarak oluşanları afiyetle yeyin, için!

HAKKA 69-24 Geçmişinizde yaptıklarınızın sonucu olarak şimdi afiyetle yeyip için!

MÜRSELAT 77-43 Yaptığınız çalışmalardan dolayı afiyetle yeyin ve için!

 

1723 – İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah`a taleb edilen (dünyevî şeylerden) Allah`ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir. “

Tirmizî, Daavât 112, (3542).

 

1751 – Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir kimsenin: “Ya Rabbi, senden nimetin kemâlini taleb ediyorum” dediğini işitmişti. Sordu:

“Nimetin kemâli nedir?”

“Bu bir duadır, onunla dua edip, onunla hayır (çok mal) ümîd ettim” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)

“Sordum, zîra, nimetin kemâli cennete girmektir, ateşten kurtulmaktır” dedi. Bir başkasının da şöyle dediğini işitti:

“Ey celâl ve ikrâb sâhibi Rabbim!” hemen şunu söyledi:

“Duana icâbet edilmiştir, (ne arzu ediyorsan) durma iste” Derken ,bir başkasının:

“Ya Rabbi senden sabır istiyorum!” dediğini işitmişti, ona da: “Allah`tan bela istedin, afiyet de iste!” dedi.

Tirmizî, Daavât 99, (3524).

 

1833 – İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) gök gürleyip, şimşek çakınca şu duayı okurdu:

“Allah`ım bizi gadabınla öldürme, azabınla da helâk etme, bu (azabı)ndan önce bize afiyet (içinde ölüm) ver.”

Tirmizi, Daavât 51, (3446).

 

1843 – Hz. Ömer ve Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anhümâ) anlatıyorlar: “Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Kim bir belaya uğrayanı görünce şu duayı okursa: “Seni imtihan ettiği şeyde bana âfiyet veren ve birçok yarattığından beni üstün kılan Allah`a hamdolsun!” Artık yaşadığı müddetçe, bu bela ne olursa olsun ona mâruz kalmaktan muaf kılınır.”

Tirmizi, Da`avât 38, (3427, 3428); İbnu Mâce, Dua 22, (3892).

Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh)`nin bir rivayetinde sâdece: “..Bu bela ona isâbet etmez” denmiştir.

 

1855 – İbnu Ebi Evfa (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Bir adam gelerek- “Ey Allah`ın Resülü! dedi, ben Kur`àn`dan bir parça seçip alamıyorum. Bana kifâyet edecek bir şeyi siz bana öğretseniz!”

“Öyleyse, buyurdu, Sübhânallah velhamdüIillah, ve lâilâhe illallah, vallahu ekber, velâ havle vela kuvvete illâ billâh. (Allahım seni tenzih ederim, hamdler sana mahsustur. Allah`tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç kuvvet Allah`tandır) de.”

“Ey Allah`ın Resülü! dedi, bu zikir Allah içindir. (O`nu senâdır), kendim için dua olarak ne söyleyeyim?”

“Şöyle dua et: Allahım bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rızık ver!”

Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek: “Şöyle (sımsıkı belledim!)” dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), bunun üzerine:

“İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu !..” buyurdu.”

Ebü Davud, Salât 139, (832); Nesâi, İftitâh 32, (2, 143); Hadis Ebü Dâvud`da tam olarak, Nesâi`de kısmi olarak rivâyet edilmiştir.

 

7114 – Evs İbnu İsmail el-Beceli radıyallahu anh`ın anlattığına göre: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm vefat ettiği zaman, Hz. Ebu Bekr`in şöyle söylediğini işitmiştir:

“Resülullah aleyhissalatu vesselâm benim şu makamımda ilk yıl, ayağa kalktı -böyle söyleyince Hz. Ebu Bekr gözlerinin yaşını tutamayıp ağladı- sonra dedi ki:

“Size doğru olmanızı sıdkı, tavsiye ederim. Çünkü sıdk birr (denen Allah`ın rızasına götüren en iyi amelle beraberdir) ikisi de cennettedir. Yalandan sakının. Çünkü o, fücürla beraberdir ve ikisi de cehennemdedir. Allah`tan afiyet dileyin. Çünkü, kimseye Çünkü, kimseye yakinden sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Birbirinizle hasedleşmeyin. Birbirinizle aranızdaki iyi münasebetleri kesişmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah`ın kulları kardeşler olun!”

7115 – Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kişinin yaptığı dualar içerisinde en hayırlısı şudur: Allahümme innî es`eluke`l-mu`âfâte fid-dünya ve`l-âhireti (Ey Allah`ım! Senden dünya ve ahirette afiyet istiyorum),”

 

6853 – Ata İbnu Ebi Rabah Ka`be`yi tavaf ederken İbnu Hişâm radıyallahu anhüm`ün kendisine şöyle soru sorduğuna ve kendisinin şöyle cevap verdiğine şahit oldum: “İbnu Hişâm: “Rükn-i Yemani hakkında bilgi verir misin?” diye sordu. Atâ dedi ki: “Ebu Hureyre radıyallahu anh`ın rivayetine göre, Aleyhissalatu vesselam demiştir ki: “Rükn-i Yemani yetmiş(70) bin meleğe emanet edilmiştir. Kim (onun yanında): “Allahım! Senden af, dünya ve ahirette âfiyet diliyorum. Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver ve bizi cehennem azabından koru!” diye dua ederse o melekler “âmin!” derler.” Atâ, Hacerü`l-esved`in bulunduğu köşeye gelince: “Ey Ebu Muhammed! Bu Hacerü`I-esved rüknü hakkında ne işittin?” dedi. Ata şu cevabı verdi: “Ebu Hureyre radıyallahu anh bana, ResÎulullah aleyhissalatu vesselâmın: “Kim hacerü`l-esvede yönelirse, şüphesiz Rahmân (olan) Allah`a yönelmiş olur” buyurduğunu anlattı.. “

 

4663 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kıyamet günü, afiyet ehli kimseler, bela ehline sevapları verilince, dünyada iken derilerinin makaslarla kazınmış olmasını temenni edecekler.”

Tirmizi, Zühd 59, (2404).

 

2226 – Hz. Enes`ten Nesâî dışındaki imamların rivâyetine göre: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), suyu üç solukta içerdi.”

Müslim ve Tirmizi`nin rivâyetlerinde şu ziyade var: “Resülullah (üç solukta içer, böyle içmenin) daha doyurucu, (hastalıklara karşı) daha koruyucu ve daha afiyetli olduğunu söylerdi.”

Buhârî, Eşribe 26; Müslim, Eşribe 121, (2028); Tirmizî, Eşribe 13, (1885); Ebü Dâvud, Eşribe 19, (3727).

5340 – İmam Mâlik`e ulaştığına göre, Hz. İsa İbnu Meryem aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Allah`ın zikri dışında çok kelam etmeyin, kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah`tan uzaktır, fakat bunu bilemezsiniz. Kendiniz efendiler imişcesine insanların günahlarına bakmayın, bilakis, kullar olarak kendi günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar(ın birkısmı) belaya maruzdur, (birkısmı âfiyete mazhardır, bela (imtihan) sahiplerine merhamet edin. Mazhar olduğunuz afiyete de hamd edin.”

Muvatta, Kelâm 8, (2, 986).

 

2594 – Hasan İbnu Ali İbnu Ebî Tâlib (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana vitirde okuduğum bir dua öğretti. Şöyle ki: “Allahım! Beni hidayet verdiklerinden kıl, âfiyet verdiklerinden eyle, beni, işlerini üzerine aldıkların arasına koy. (Ömür, mal, ilim, v.s.`den) verdiklerini hakkımda mübârek kıl. Vuküuna hükmettiğin şerlerden beni koru. Sen dilediğin hükmü verirsin, kimse seni mahkum edemez. Sen kimin işini üzerine aldıysan o zelîl olmaz. Rabbimiz! Sen münezzehsin, muallâsın.”

Ebü Dâvud, Salât 340, (1425,1426); Tirmizî, Salat 341, (464); Nesâî, Kıyâmu`l-Leyl, 51, (3, 248).

 

3041 – Avf İbnu Mâlik (radıyallahu anlı) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir cenâzenin namazını kıldırdı. Okuduğu duadan şunları ezberledik:

“Allahım, şunu mağfıret et ve şuna rahmet eyle. Afiyet ver, affeyle, vardığı yerde ikramda bulun, girdiği yeri genişlet. Onun (günalarını) kar ve buzla yıka, hatalardan pâk eyle, tıpkı elbisenin kirden pâk edilmesi gibi. Onu dünyadaki evinden daha iyi bir eve, ailesinden daha hayırlı bir aileye koy, eşinden daha hayırlı bir eşe ulaştır. Onu kabir azabından, ateş azabından sakındır.“

Avf (radıyallahu anh) der ki: “(Resulullah`ın bu dualarını işitince) o ölünün yerinde kendimin olmasını temenni ettim.“

Müslim, Cenâiz 85, (963); Tirmizi, Cenâiz 38, (1025); Nesâi, Cenâiz 77, (4, 73).

 

6364 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman gecesinde namaz kılın, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teala hazretleri o gün, güneşin batmasıyla, dünya semasına iner ve şöyle der: “Bana istiğfar eden yok mu mağfiret etsem! Benden rızık isteyen yok mu rızık versem, belaya maruz kalan yok mu afiyet versem… Şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu?” Bu hal fecrin sökmesine kadar devam eder.”

 

5446 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bir mezarlığa uğramıştı: “Selam üzerinize olsun ey mü`minler cemaatinin mahalle halkı! İnşaallah biz de sizlere kavuşacağız!” buyurdular.”

Ebu Dâvud, Cenâiz 83, (3237).

Müslim ve Nesâî`de Büreyde`den gelen bir rivayette şu ziyade var: “Allah`tan bizim için de sizin için de afiyet dilerim.”

 

3218 – Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “İşittiği şeyin verdiği ezaya aziz ve celil olan Allah`tan daha sabırlı kimse yoktur. Çünkü O`na şirk koşulur, evladlar nisbet edilir. O, yine de onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder.”

Buhari, Edeb 71, Tevhid 3; Müslim, Sıfatu`l-Münafıkin 49, (2803).

 

6046 – Enes İbnu Mâlik anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm heladan çıkınca “Benden ezayı giderip afiyet veren Allah`a hamdolsun!” derdi.”

 

3853 – Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Eti bıçakla kesmeyin. Çünkü bu, yabancıların işidir. Siz dişlerinizle kemirerek yiyin. Çünkü bu, sıhhat ve afiyet için daha iyidir.”

Ebu Davud, Et`ime 21, (3778).

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Adl

Anlamı EL ADL… Ulûhiyetinin sonucu olarak açığa çıkardığı her Esmâ özelliğinin yaratış amacına göre hakkını veren. Haksızlık etmekten, zulüm etmekten münezzeh o…

Oku »

Arınmışlar

Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için önce “tâhir’ olmak, yani -arınmış” olmak gerekir. Çünki, “Arınmamış olanlar dokunmasınlar” deniliyor. Bu âyeti mâalesef yanlış anl…

Oku »

Bireysel Kulluk

Anlamı Ahmed Hulûsi Önce “kulluk” kavramının iki anlamına işaret edelim; Birinci mânâda “kulluk“, geniş kapsamlı ve “mutlakiyet” ifade e…

Oku »