Abduhû

  • Muhammed” isminden kasıt müsemmâdır!..”Muhammed” ismiyle kastedilen varlık!..Bu isimle kastedilen varlık, önce “kulu” dur, sonra “Rasùl”ü!..

    Burada “Kul” luk, “Rasùl”lükten de üstündür ki, öne alınmıştır…

    Düşün ki, Rasùlluk!..

    “Ben gelmiş geçmiş bütün Rasûllerin içinde öne geçirilmişim” diyor…

    Rasûllükten daha üstün yüksek mertebe yok; bir de bütün gelmiş geçmiş Rasûllerin önüne geçiriliyor!…

    Ve bu Rasûllükten daha üstün olarak,”kul” luk yönü öne geçiriliyor!..”Abd” iyet yönü!..Yani,”abduhû”deniyor!..

    Muhammed ismi ile müsemmâ olan mânânın, ”kul” luğu ne demektir?

    Muhammed “abduhû” deniyor…

    Bir kere “ abdiyet”, “Hû”ya bağlanmıştır!..

    Hû”, hüviyeti gösterir…

    ABD” iyeti “”viyetidir mânâsı burada gizlidir!…

    Yâni, Allah’ın hüviyetine “kul” dur, demektir bu!..

    Allah’ın hüviyetinin kulu”dur, demek; “ef’âl mertebesiyle, esmâ mertebesiyle, sıfat mertebesiyle ve de sıfat mertebesinin hüviyeti olan Zât mertebesine câmidir!” demektir…

  • “Abdullah” ismi ehlullah tarafından yedi Zâtî sıfatın zâhir olduğu “vâris Rasûl” olan mahal için kullanılılır, ki bu da “Halifetulllah”tır!… “Hakikat-ı Muhammedî” zuhûrudur!… Bu yüzdendir ki Rasûlullah aleyhisselâm’a “Abdullah” denmiş ve “Abduhû” ifadesiyle de bu özelliklerine işaret edilmiştir.

  • Abdullah isminin, “Hilâfet“le çok yakın bir alâkası var. Çünkü, “Abdiyyet” sırrı da, “Abdullah” ismi ile târif edilir ki, “Halife-i Tam” diyelim… Esasında, bütün insanlarda bu özellik var, ama bu “Hilâfet“i tam hakkıyla yaşayabilme hâli, Abdullah ismiyle tanınan, Abdiyyet sırrı`na ermiş kişiye aittir… Öyleyse, insan için gaye, hedef, kendisine bahşedilmiş en büyük nimet, lütuf olan “Hilâfet sırrı”na ermek olmalıdır…

  • “Nebi”lik geçicidir; “Rasûl”lük ise asâletendir ve dünyadan ayrılmakla son bulmaz, zira kendini tanımanın sonu yoktur ve dolayısıyla bu işlev sonsuz devam eder “rasûl”ler için… Bu yüzdendir ki bizler, İslâm Dinini kabul ve tasdik anlamında ifade ettiğimiz “kelime-i Şehadet”te Hazreti Muhammed aleyhisselamın “Rasûl” oluşuna şehadet ederiz; ki bu onun sonsuz işleviyle ilgilidirBu yüzden “Abduhu”dan sonra “Nebiyyihu” değil, “Rasûluhu” deriz..

  • “Ve eşhedü enne Muhammed`en abduhu ve rasûluh “

    Ve gene bu müşahedemin neticesinde şehâdet ederim ki Hz. Muhammed “O”nun kulu ve Rasûlü`dür.

    “Kulu”dur, Allah`ın kendisinde izhar etmek istediği manaları, ortaya koymak suretiyle “kulluğunu” ifa etmekte…

    Burada ayrıca Hz. Rasûlullah Aleyhisselâm’ın;

    “FAKR”ımla iftihar ederim”!.

    dıyerek işaret ettiği “ALLAH” varlığı yanında “hiç”liğine işaret de mevcuttur!…

    Bahsi geçen “FAKR” da yanlış olarak bildiğimiz fakirlik diye anlaşılmıştır; ki hiç ilgisi yoktur bu anlayışın, işaret edilen husus ile!..

    Mutlak bilinçli kulluk ancak “FAKR” ile tamam olur!.

    Bu konuda detaylı bilgiyi “GAVSİYE AÇIKLAMASI” isimli kitabımızda bulabilirsiniz..

  • Nebi”lik geçicidir; “Rasûl”lük” ise asâletendir ve dünyadan ayrılmakla son bulmaz, zira kendini tanımanın sonu yoktur ve dolayısıyla bu işlev sonsuz devam eder “Rasûl”ler için… Bu yüzdendir ki bizler, İslâm Dini’ni kabul ve tasdik anlamında ifade ettiğimiz “Kelime-i Şehâdet”te Hazreti Muhammed Aleyhisselâm`ın “Rasûl” oluşuna şehâdet ederiz; ki bu onun sonsuz işleviyle ilgilidir. Bu yüzden “Abduhû”dan sonra “Nebîyyihû” değil, “Rasûluhû” deriz..

Soru

-“Abduhû ve Rasûluhu”, yani Abdullah ve Rasûlullah dediğimizde, “Hû” isminin kulu ve Rasûlü olmakla Allah isminin kulu ve Rasûlü olmak arasındaki anlam farkı nedir…

Üstad

-Birisi Allah’ı Hüviyetinde bulmayı anlatır… Öteki, Allah ahlâkıyla ahlâklanmış olmayı…

Dikkat!…İsmin kulu olunmaz!..İsimle işaret edilen mânânın zuhûrundan söz edilebilir.

iSRA 17-1 Subhan ki, kulunu gece Mescid-i Haram`dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa`ya isra (tayy`i mekan) etti… O`na delillerimizi gösterelim diye… Hakikat şu; “Hu”; Semi`dir, Basir`dir!

KEHF 18-1 HAMD o ALLAH`a mahsustur ki, kuluna Hakikat ve Sünnetullah BiLGisini (KiTAP), kendisinde hiçbir tutarsızlık olmaksızın inzal etti.

FURKAN 25-1 Ne yücedir ki, alemlere (tüm insanlar) bir uyarıcı olarak kuluna Furkan`ı (Hakikat ile aslı olmayanı ayırt edici) inzal etti.

NECM 53-10 Böylece kuluna vahyettiğini vahyetti.

HADiD 57-9 O, sizi (cehalet) karanlıklarından Nur`a çıkarmak için apaçık işaretleri kuluna tenzil edendir (tafsilen)… Muhakkak ki Allah sizden Rauf`tur, Rahim`dir.

2606 – Yine Nesâî’de Hz. Câbir (radıyallâhu anh)’den gelen bir rivayette şöyle denmiştir: “Teşehhüdü, Kur’an’dan bir sureyi öğrendiğimiz gibi öğrendik. Şöyle ki: “Bismillah ve billah ettahiyyâtu.. “

Bu rivayette, abduhu ve resülühü ibaresinden sonra şu ziyade mevcuttur: “Es-eIu’I-Iâhe’I-cennete ve e’üzü bihi mine’n-nâri. (AIIah’tan cenneti istiyor, ateşten O’na sığınıyorum.”

Nesâî, İftitah 194, (2, 243).

 

2607 – İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’dan teşehhüd olarak şunu rivayet etmiştir: “et-Tahiyyâtu IiIIâhi vessalavâtu ve’t-tayyibatu. es-Selamu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullahi.”

İbnu Ömer der ki: “Ben buna şunu ilave ettim: “Ve berekâtuhu es-Selâmu aleyna ve aIâ ibâdillâhis-SaIihin. Eşhedü en Lâ-ilâhe illallah…”

İbnu Ömer der ki: “Ben buna şunu ilave ettim: “Vahdehu Ia-şerîke Iehu ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resülühu.”

Ebü Dâvud, Salât 182, (971).

 

2609 – İmam Malik’in, Kâsım, İbnu Muhammed’den yaptığı diğer bir riyayette şöyle gelmiştir:

“Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) teşehhüdde iken şunu okurdu: “Et-Tahiyyatu et-tayyibatu es-Salavâtü, ez-zakiyâtu lillâhi, eşhedu en la ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke lehu ve enne Muhammeden abduhü ve Resülühü. Esselâmu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtuhu, esselamu aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn, esellâmu aleyküm.”

Muvatta, Salat 55, (1, 91-92).

 

6085 – Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (bir defasında abdest uzuvlarını) birer kere yıkayarak abdest aldı ve: “Bu abdest, Allah’ın bunsuz hiçbir namazını kabul etmeyeceği kimsenin abdestidir!” buyurdu. Sonra abdest uzuvlarını ikişer sefer yıkayarak aldı ve: “Bu abdestlerin kıymetlisidir!” buyurdu. Sonra üçer sefer yıkayarak abdest aldı ve:

“Bu, abdestin en mükemmel olanıdır. Ayrıca bu, hem benim, hem de Halilullah olan Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın abdestidir. Kim bu şekilde abdest alır, tamamlayınca da eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Resulühü “Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir” derse kendisine cennetin sekiz kapısı birden açılır, hangi kapısından dilerse ondan içeri girer!” buyurdular.”

 

6104 – Hz. Enes anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim abdest alınca onu mükemmel kılar, sonra da üç kere: “Eşhedü enlâ ilahe illalahu vahdehu lâ şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resülühü” derse, kendisine cennetin sekiz kapısı açılır, dilediğinden içeri girer.”

Abdihî

Abdullah

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Afuvv

El AFÜVV… Şirk dışında işlenmiş bütün suçların tövbesini kabul edip, affedendir. Şirk hâli yaşamında bu ismin özelliği açığa çıkmaz. Burada fark edilmesi önemli…

Oku »

Acele etmek

Konu ile alâkalı bilgiler Evrensel sistem ve düzen içinde her şey bir sıralamaya ve dolayısıyla zamana bağlıdır… Acele, asla sistemi değiştirmez!. Ya bekler, na…

Oku »

Tövbe

Anlamı Yanlışını idrak edip, kesinlikle o işi bir daha yapmama kararı “Tövbe”dir! Hâlinden pişmanlık duyma ve üzülme, istiğfardır; dille “estağfirullah” demek d…

Oku »