OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Üstad

− Cennete giden herkes orada Dünya’da edindiği kapasite kadarıyla yaşayacak, demiştik… Eğer kişi, Dünya’da iken bazı gerçekleri fark edememiş ise; ya da anladığını sanmış fakat gerçekten anlamamış ise; bu takdirde cennette zaten onun araştırmasına girmeyecektir… Bu yüzdendir ki, dünya yaşamı içinde bir kısım gerçekleri anlamamış insanların, cennette onları fark etmesi diye bir şey söz konusu değildir.

Soru

− Selâmun Aleykum Üstadım. Yılbaşı ile Ramazan ayının aynı zamana denk gelmesi 99 senede bir oluyormuş. Bu olay Dünya’mızı etkiledi mi?

Üstad

− Hiçbir ilgisi yok!

Soru

− Üstadım, “Dua ve Zikir”de Vâkı’a Sûresi’nde 11. âyette “Onlar mukarreblerdir…” deniyor ve ardından da “çoğunluğu öncekilerden, bir kısmı da sonrakilerdendir” deniyor… Burada önceki ve sonrakilerle anlatılmak istenen nedir?

Üstad

− Anladığım kadarıyla… Evvelkilerden murat, geçmişteki nesillerdir… Bir kısmı da bu nesildir…

Soru

− “Geçmiş nesil…” derken, neyi kastediyorsunuz Üstadım?..

Üstad

− Âdem’den önceki nesiller!

Soru

− Ancak, Abdülkerîm Ceylî, Abdülkâdir Geylânî ve İmam Mehdi… gibi zâtların yer aldığı ve zirve noktaya varılan Âdem’den sonraki nesillerde mukarreblerin daha fazla yer alması gerekmez mi?

Üstad

− Öncekilerden; kaç bin ASIRDA ne kadar insan yaşadığından, kimlerin gelip geçtiğinden haberimiz var mı?.. Dünya’da insan 100 milyon senedir var… Ve o insanlık içinde kaç defa zirveye çıkıldı?.. 100 milyon sene yanında 1400 senenin yeri ne?..

Ayrıca saydığın hakikati anlamış kaç kişi var yeryüzünde?.. Evliya dediklerinin, öyle sandıklarımızın; acaba kaçta kaçı kozasının tanrısından kurtulup Allâh nazarıyla âlemleri seyreden olabilmiş?..

Soru

− Şu anda yanımızda olan arkadaşımızın eşinin ve annesinin selâmları var. Bu sene inşâAllâh Hacc’a niyetlendiler. Tavsiyelerinizi soruyorlar. Allâh RAZI olsun, diyorlar.

Üstad

− Allâh haclarını kolaylaştırsın; nimetlerine erdirsin…

Soru

− Vâkı’a Sûresi 61. Âyette: “Sizi benzerlerinizle değiştirmeye (bedeniniz) ve yeni bir yapıya kavuşturmaya kaadiriz.” denilmektedir. Bunun kopyalamakla da bağlantısı kurulabilir mi?

Üstad

− Hayır! Âyette anlatılan, ölüm ötesi yaşamla alâkalı… Kopyalama sadece şekildir… Âyet ise bedenin benzeri olan ruhsal bedene işaret etmektedir. 

Soru

− Üstadım! Yâsiyn Sûresi 12. âyette; “…İmam-ı Mubiyn’de İHSA ettik” deniyor, “ihsa”nın “inzâl” ile olan farkı nedir?

Üstad

− Bilmek ile uygulamak arasındaki fark gibi… Bilmek şuurdadır… Uygulamak Efâl âlemindedir.. İhsa, ilimledir… İnzâl, zuhurdur…

Soru

− Âdem’den önceki nesillerde İnsan-ı Kâmil veya İnsan-ı Kâmil mertebesinde olan birimler mevcut muydu?

− İnsan-ı Kâmil’ler kaç mertebe üzerinedir?.. Aralarında nasıl ve ne kadarlık mertebe farkı vardır?.. Bu tefriki İbni Arabî’nin kitabında görmüştüm…

Üstad

− Evet..?

Soru

− Sorum; İnsan-ı Kâmil var mı idi?

Üstad

− Benim kendi yaşadığım devirden haberim yok; sen bana Âdem öncesi nesillerden soruyorsun!!!

Soru

− Ramazan ayı ve Kadir gecelerindeki rahmetin doğum anındaki etkileri, bildiğimiz astrolojik etkileri değiştirir mi?

Üstad

− Değiştirmez, bildiğim kadarıyla…

Hoşça kalın… İyi geceler!..