OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Üstad

− Geçmiş sohbetlerin dosyalarını ben birçok arkadaşa postaladım…

Sadece benim düzenlemiş olduğum metinleri çoğaltıp diğer arkadaşlara verin…

Evet dostlar…

Allâh, bir adamın nimetlerinden mahrum kalmasını isterse, onun üzerine gurur elbisesini giydirir… O kişi mağrur olur, kendini beğenmiş olur ve kolay kolay kimsenin yanına gitmez; kimseyi beğenmez olur!..

Bu gurur öylesine gözlerini KÖR eder ki, karşısındakinin hakikatini göremeyerek, ondan neler açığa çıkabileceğini düşünemez olur!..

“Her gördüğünü Hızır bil!” sözü boşuna söylenmemiştir!.. Hele bilip tanıdığınız kişilere karşı gurur duygusunu atabilmek en zor iştir…

Dersin ki, “Canım bunca yıldır tanıyorum, ondan ne gelir ki bana!..

Evet, insanın en kör oldukları, en yakınlarıdır!..

Kişinin hakikati “O” ise… O, her an yeni bir şanda ise… Bilin ki, kimden hangi anda hangi hakikati dillendirip; sizi nasıl uyaracağını asla tahmin edemezsiniz…

Ben burada sadece, belki benim bir yerlerde gördüğüm bilgilerden istifâdeniz olur diye buradayım…

Bunun ötesinde bir şeyi sakın hatırınıza getirmeyin!.. Yoksa, bu chatlere kimse katılmak zorunda değil!.. Ben, sohbete ihtiyaç duyarsam, bir iki arkadaşım bana çok bile!..

İlim bâbında öğrenmek istediğiniz bir şey varsa, sorarsınız, biliyorsam, hazmedebilecek gibi görürsem, size cevabını yazarım…

Hâlâ bir çoğunuz, Dünya’da yıkılmış Berlin duvarını beyninizin içinde hazine gibi saklıyorsunuz!..

O duvarların arkasında, kendi hayallerinize göre oluşturduğunuz dünyada yaşamak sizi mutlu ediyorsa, buyurun mutluluğunuz daim olsun!..

Ne sizin yaptıklarınız beni ilgilendirir; ne de benim yaptıklarım sizi ilgilendirir!.. Herkes kendi yaşantısının sonuçlarına katlanacaktır!..

Bu gerçekler doğrultusunda hepimiz HADDİMİZİ bilmek zorundayız!..

Berlin duvarları değil; ÇİN SEDDİ ile kuşatılmış beyin köyünüzün içinden evreni yargılamaya kalkarsanız, hâliniz komik diye bile nitelendirilmez!..

Köyünün değer yargılarıyla, galaksiyi yargılayan ahmaklardan olmayı sanırım hiçbir aklı başında insan istemez!..

Evrensel değerlerden haberiniz var mı!??

Evrensel değerlerden ve sistemden haberi olmayanın, “ALLÂH” sözcüğünü ağzına alması; anadan doğma körün gökkuşağını tarife kalkmasına benzer!.. 

Tanrından, tanrının dünyasından, tanrının elçisinden, tanrının cennet ve cehenneminden mutlu isen, sakın bizi dinleme!.. Çünkü hayal balonun zarar görür!..

Hazmedemezsin!..

Ağır gelir!..

Ölümün lakırTısını etmeyi bırakın bir yana!..

Ne demek ölümün lakırTısını etmek!??

Ölümle, her şeyi Dünya’da bırakıp gideceğini idrak edememiş kelime ezbercileri, ancak o sözcüklerin lakırTısını yaparlar!..

Yaşantıda kaç kişi yarın ölecekmiş gibi yaşamına yön veriyor?..

Kaç kişi eline geçene sevinmeden; elinden çıkana üzülmeden “Allâh verdi, Allâh aldı” deyip geçebiliyor?..

Beyler dünyada en büyük zulüm, insanın kendini aldatmak suretiyle kendine yaptığı zulümdür!..

İlminin gereğini yaşamadığın sürece, ya ilmin yok, ya da kendini aldatmak yoluyla sürekli kendini tatmin etmek hoşuna gidiyor!..

Dostlarım…

Dün Türkiye’de vardım… Bugün yokum!.. Yarın burada da olmayacağım…

Acaba, vicdan muhasebesi yapıyor musunuz?.. Gerçekçi olarak… Bilgimin yüzde kaçının gereğini yaşayabiliyorum; diyerek!..

Dün beni görüyordunuz; bugün yalnızca yazdıklarımı okuyabiliyorsunuz… Öbür günlerden birinde bunlar da olmayacak!..

Yine eskisi gibi, bunları zaten biliyorum, diye kendinizi aldatarak eski günlerinize mi döneceksiniz?..

İlim, bilgi, beyninizi kuşatan hangi surları yıkabildi?..

Yoksa yıktı bazı şartlanma surlarını da; böylece daha mükemmel şekilde beden yaşantısına dönmeyi; şartlanmasız bir şekilde beden boyutunun zevklerini mi yaşamayı başardınız!..

Dostlarım…

Söze başlarken dedim ki, insan başındaki en büyük belâ, gururdur!..

Ben biliyorum, onu da tanıyorum, öyle ise ona ihtiyacım yok; demektir…

Hepiniz hepinize muhtaçsınız!..

Hepinizin hepinizden öğreneceği pek çok şey var…

İnkâr ettiğin her kişide dahi senin muhtaç olduğun pek çok kemâlât vardır!..

Kişiyi değil, kişidekini göremiyorsan; zaten acil servise kaldırılma durumundasın!..

Bir insanın, akıllıyım sanarak, ahmak rolünde olması inanın ki başına gelecek en kötü hâldir!..

Dünya’da hangi noktaya gelirsen gel, DAHAsı vardır… Ve tümü de sonunda terk edilecektir…

Gerçekte yalnızsın!.. Uyuduğundan da mı ibret almıyorsun!..

Her gece her şeyi bırakıp yalnız yolculuğa çıkıyorsun başını yastığa koyunca, hâlâ yalnız olduğunu fark edemiyorsun!..

Ölüm, her an başının üstünde Demokles kılıcı gibi; farkında değilsin!.. Ne karın, ne kocan, ne çocuğun, ne yakınların; hiçbiri ölüm ötesinde yanında olmayacak!.. 

Pişmanlık sana hiçbir şeyi geri getirmeyecek!..

Sistemde, doğada, Allâh düzeninde DUYGULARA ve MAZERETE asla yer yok!..

Geçen hiçbir şeyi asla telâfi edemeyeceksin!..

Ya ilmini bil, ya da haddini!..

Aklını başına topla ve tek başına gideceğin sonsuz yolculuğa hazırla kendini!..

Beynindeki Çin seddini burada yıkamazsan, ölüm ötesinde kesinlikle böyle bir şansın olmayacak!..

Cehennemdeki en büyük azap, insanların Allâh’tan mahrum kalmalarının azabıdır… Hüküm bu!..

Ne demek Allâh’tan mahrum kalmanın azabı, bunu anlayabilecek biri içinizde çıkar mı ki?..

Azap deyince, ancak el yanması ya da diş−baş ağrısı bilen insanlara ben nasıl anlatabilirim ki, Allâh’tan mahrum kalmanın azabını?..

Cehennemdeki en büyük azap, Allâh’tan mahrum kalmanın azabı iken…

Cennet ehlinin büyük çoğunluğunu da “AHMAK”ların oluşturacağını bilmemize rağmen, bunun anlamının ve öneminin kaçınız farkındaki acaba?..

Farkındayım, diyenler ne yapıyor ki?..

Cevaplarınız sizi tatmin ediyorsa, kendinizi tatmin etmeye devam edin gitsin!.. Ama gördüğüm kadarıyla büyük çoğunluk kendini aldatarak kendini tatmine devam edip gitmede!..

Mehdi mi çıkacak?.. Deccal mi gelecek?..

Sen kendindeki MEHDİ’ye eremiyorsan; zaten Deccal’ine uymuşun; Deccal’inin cennetinde yaşamını devam ettiriyorsun!.. Dışarda Mehdi çıksa ne kazanacaksın; Deccal çıksa ne kaybedeceksin!..

Hz. Muhammed’in veremediğini Mehdi mi verecek!??

Şu iş saatim bitse de bir an önce eve gidip iki ilim öğrensem, onu düşünüp tartışacağım iki dostla beraber olup, onu konuşarak hazmedebilsem, diyen kaç kişi var aranızda!..

Arkadaşlar…

Bu sağlıklı günler asla geri gelmeyecek… Yaşadığınız günü telâfi edemeyeceksiniz!..

Topladığınız ilmi hazmetmeye ve gereğini düşünüp yaşamaya ağırlık vermezseniz, yemin ederim ki, hepiniz çok pişman olacaksınız, bu ilmime göre!..

Önemli olan benim yanımda olmanız değil; bu ilmin içinizde olmasıdır!..

Denizde yüzüyor olsanız, susuzluğunuzu deniz gidermez, suyu içip hazmetmedikçe!..

Evet… Bugün çok başınızı ağrıttım… Ama bazı gerçeklerin bilinmesinde büyük yarar vardır diye düşünüyorum…

Bu sohbeti de en kısa zamanda belli odaklara dağıtacağım… Benim dağıttığım ve düzenlemiş olduğum dosyaları okumanızı tavsiye ederim… Ama isteyen de elbette dilediği gibi dilediğine dağıtabilir…

Hepinize hayırlı geceler, iyi uykular… Allâh hazmını versin!..