OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Soru

− “Mahlûkatın kaderleri” kavramından ziyade, “mahlûkatın sûretlerinin takdir edilen tek kaderin sonucu” olduğunu düşünmemiz daha doğru olmaz mı?

Üstad

− Önemli olan anlatım şekli değil, anlatılmak istenen olayın kavranılmasıdır… Nasıl kolayınıza geliyorsa öyle anlayın, esas anlatılmak isteneni… Bunu kavrayabilirseniz, evet!..

Soru

− Üstadım, insansıların en büyük özelliğinin nankörlük olduğunu belirtmiştiniz. Yaşamış olduğumuz toplum ve ortam içerisinde ayırım yapabileceğimiz başka bir ölçü var mı?..

− Üstadım, “Celâl Sıfatları, Cemâl Sıfatlarından öncedir. Bunu açar mısınız?..

Üstad

− Siz bana Celâl ve Cemâl Sıfatlarının ve kelimelerinin anlamını açarsanız, ben de size önceliği belirtebilirim… Celâl sıfatı deyince, kimin nasıl bir Celâl’inden söz ediliyor acaba?

Soru

− Üstadım… Esmâ ül Hüsnâ, her boyut ve katmanda, ortamlarına göre daha geniş kapsamlı mı algılanır?.. Teşekkürler…

Üstad

− Esmâ ül Hüsnâ, bizim boyut ve programımıza GÖRE açıklanmıştır…

Başka evrende hangi Esmâ ve Sıfat vardır, bilemem!..

Soru

− Ölüm ötesinde de, gerçeklerle yüz yüze kaldığımız an bizi sürükleyecek hayallerimiz olacak mı Üstadım?..

− Üstadım, acemilikten sorum bitmeden enter’e bastım. Şehîtlik mi yoksa gâzilik mi üstündür?..

Üstad

− “Şehît”lik üstündür…

Soru

− Üstadım, İstanbul’da bulunduğunuz sırada insana da secde edilebileceğini söylediniz gibime geldi. Kalabalıkta pek net anlayamadım. Doğru duydum ise biraz açar mısınız..?

Üstad

− Secde yanlızca Allâh’a yapılır!..

İblis’ten ise insana secde etmesi istenmişti…

“Secde” kelimesinin anlamını fizik hareket değil, işaret ettiği anlam bakımından ele alma mecburiyeti vardır!

Soru

− ALLÂH İsmiyle İşaret Edilen’in Zâtî tecellilerinden biri olan Celâl sıfatlarını “Rahmetim gazabımı geçmiştir”le oturtamıyorum.

Üstad

− Tasavvuf kelimeleriyle yani mecaz yani işaret kelimeleriyle hayal dünyanızda bir âlem kurup, sonra da onu deşifre etmek isterseniz, hiçbir yere varamazsınız.

“Celâl”, kızma-şiddet diye bizim ortamımızda değerlendirilirse de “Allâh” kelimesinin işaret ettiği mânâ içindeki “Celâl” kelimesinin anlamı çok farklıdır. Bunu araştırın…

Düşüncenizin temelinde; “ALLÂH”laştırmaya çalıştığınız yattığı sürece; hayal dünyanızdan çıkıp gerçeği göremezsiniz!.. 

Öncelikle yapmanız zorunlu olan şey, düşüncelerinize kaynak teşkil eden “TANRI” kavramından kurtulmanızdır…

İyi anlamaya çalışın…

“ALLÂH İsmiyle İşaret Edilen” ile, bizim Zâtî sıfatlarından, Sıfatlarından veya Esmâ’sından söz ettiğimiz tanrı anlayışı çok FARKLI şeydir…

Biz, bizi yaratanın-âlemlerimizi yaratanın Zâtî sıfatlarından, Sıfatlarından, velhâsıl bizim yaratılışımıza GÖRE bize açıkladıklarından söz ediyoruz…

Oysa, “ALLÂH Adıyla İşaret Edilen”, âlemlerden “ĞANİYY”dir; yani âlemlerin varlığını borçlu olduğu, onları var gösteren Esmâ ve Sıfatlardan ĞANİYY’dir!..

Soru

− Üstadım, bizim boyutumuzda farklı algılanır mı demek istemiştim… Yani bilinç boyutları genişledikçe kullanım alanı da genişler mi?.. Tekrar teşekkür ederim…

Üstad

− Evet!..

Soru

− Şimdiki âlemde kader, yıldızlardan gelen etkiler sonucu oluyor. Peki, cennette hangi astrolojik etkiler sonucu kaderimiz belirlenecek?.. Teşekkürler.

Üstad

− Kitapları dikkatle oku…

“Kader”, senin anladığın gibi olmayıp; genetik programının astrolojik (melekî) etkilerle yönlenerek açığa çıkmasının adıdır.

Yukarıda biri oturup kader yazmaz!..

Astrolojik etkiler ise, cennet yaşamında da devam eder…

Soru

− Üstadım… Tek başımıza riyâzat yapamayacağımıza göre, tabiatı terk çalışmaları olarak bize önerileriniz olabilir mi?..

Üstad

− Alışkanlıkları ve tabiatı terki olabildiğince, imkânların nispetinde oruç tutarak; bedeninin görevini yapabileceği kadarıyla yiyip-içerek yapabilirsiniz…

Soru

− “Tanrı” kavramından kurtulmak, çalışma ile olur mu?.. Olur ise nelerdir?

Üstad

− “Tanrı” kavramından kurtulmak irfan ile olur, basîret ile olur; bunu da tefekkür, muhakeme ve ilim getirir…

Soru

− “ALLÂH İsmiyle İşaret Edilen” derken neyi kastediyorsunuz? Biraz açar mısınız?.. Teşekkürler…

Üstad

− Besmele, “İsmi, Allâh olan” diye başlamıyor mu?.. İsim, müsemmayı ne kadar anlatır?..

Soru

− Dua’nın yazılı bir metin olarak taşınması kişiye nasıl bir korunma sağlar?

Üstad

− Balın çantada taşınması midene ne yarar sağlar?

Cevap

− Hiç… 

Üstad

− Hiç!..

Soru

− Namazda huşû hâlinin, bir tek hâli mi vardır, dereceleri mi vardır?.. Bir de bazı hadislerden Allâh Rasûlü’nün nâfile ibadetleri “şükründen” yaptığını okumuştum… Bu ne demektir? Teşekkür ederim.

Üstad

− “Huşû”; erişilen bir idrak, edinilen bir müşahedenin sonucudur.

“Huşû “ namaza mahsus değildir, her an yaşanabilir; dolayısıyla da namazı kapsamına alır…

“Allâh”ı bilenin hâlidir “huşû”…

Kendisine verilen nimetin değerlendirilmesidir; “Şükür”… “Verilmiş bulunan nimeti değerlendiren kul olmayayım mı…” demek istemiştir.

Soru

− Beyin; faaliyetleri neticesi mikro dalga bedenini üretmesi yanı sıra, fiziki bedenini de üretiyor diyebilir miyiz?..

Üstad

− Evet…

Soru

− Üstadım… Tedbir ve Tevekkül konusunu nasıl anlamalıyız? TEK’ten başka bir şey olmadığına göre, tedbir nereye? Tevekkül kime olacak?..

Üstad

− “ALLÂH” de, ötesini bırak!.. Gerekeni yap!..

Soru

− Astrolojik tesirler hem genetiği hem ışınsal bedeni etkiliyorsa, bu şu anda oluyor; bu konuyu biraz daha açabilir misiniz lütfen. Teşekkür ederim.

− Üstadım, kendimi tanımak amacıyla bazı özelliklerimi fark etmeye çalışmak ve karşımdakinin de TÜMün çeşitli özelliklerini yansıttığını gözlemek, işin başı anladığım kadarıyla… Ya sonra fark edilmesi gereken ne? Nasıl?

Üstad

− “Kendim” kelimesinin bir anlamı da mekândır zaten!

Soru

− Cennet yaşamında zaman ve mekân olmadığına göre, astrolojik etkiler yaşama nasıl yön vermektedir? Bu konuyu biraz açarmısınız, teşekkür ederim…

Üstad

− Bu yaşadığımız boyut ve şartlarıyla, o boyut yaşamının ilgisi yoktur…

Cennet yaşamını görülen güzel bir rüya gibi değerlendirmek, bühl’lerin işidir!

Astrolojik etkiler, cennet boyutunda bilinçleri etkiler.

Soru

− O zaman buna “bireysel seyrimiz” diyebilir miyiz?..

Üstad

− Bunu o mertebede olan birine sormak lazım… Belki yakınlarında öyle biri olabilir… Ben bilemiyorum o mertebeleri!

Cenneti, “insanın dünyası” olarak düşünsek; cennetin insanı yerine; nasıl olur acaba?

Bunu düşünün iyice bir bakalım… Herkese iyi geceler… Hoşça kalın!..