OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Üstad

− Gelen astrolojik etkiler, aklın yönlendirmesiyle mi beyne ulaşır?.. Onların değerlendirmesini şuur mu yapar?.. Yoksa onlar beyin üzerinde ilgili alanlara ulaşıp, kişinin veritabanına göre tesirlerini mi açığa çıkartırlar?.. Müzikte de olaya bu yönden bakmakta yarar olduğu kanısındayım!

Soru

− “Üç kez Cuma namazına bilerek kasten gitmeyenin, Cenaze namazı kılınmaz” şeklindeki hadisi hanımlar için nasıl yorumlayabiliriz?..

Üstad

− Toplumu takmayanın toplumdan beklentisi olmaz; demektir bu…Önce Cuma namazı nedir onu anlamak gerekir…

Yöneticinin toplumsal tebliğ toplantısıdır, Cuma namazı!.. Cuma namazı, toplu olarak kılınan bir toplumsal tebliğ namazıdır… Normal 4 rekât olan öğle namazının iki rekâtı kaldırılmış ve o iki rekât yerine insanlara dini (sisteme dair) veya sosyal uyarılar yapmak üzere hutbe eklenmiştir… Haftada bir kere bütün o yöre halkının toplanması amacıdır olay… Böyle olunca, Cuma namazına gitmeyen kişi, o toplumu ve yöneticisini yani yönetici imamını hiçe saymış olur.

Toplumu ve yöneticiyi hiçe sayanın Cenaze namazına, o toplumun da katılmasına elbette ki gerek yoktur!

Konuları ve hadisleri ele alırken daima o işin gayesini ve orijinal devrindeki uygulamayı esas almak gerekir… Cuma namazına kadınlar da gider isterlerse… Yani Cuma namazı topluluk olayıdır; ferdî olarak uygulanacak olan bir şey değil!..

Soru

− Üstadım âyette sekiz çift olarak bahsediliyor “çift”ten murat nedir?..

Üstad

− Zâhir ve Bâtın yan.

Soru

− “Musa asasını taşa vurdu taştan 12 pınar aktı” âyeti ile kastedilen zâhir ve bâtın isimler ise, örnekleme yapar mısınız…

Üstad

− Zâhirde o taşın altından 12 yöne akan su fışkırmıştır… Tasavvuf ehline göre de bu Musa Aleyhisselâm’ın kendi ümmetine açtığı oniki yoldur… Yahudilerin inancı da şu anda oniki ayrı daldadır… Tıpkı müslümanların 73 fırkaya ayrılması gibi…

Soru

− Üstadım, namazdan çıkarken verilen selâmı biraz açabilir misiniz?

Üstad

− Namaz; kişinin beşeriyet dünyasından arınıp; Allâh hakikatine yönelmesidir!.. “Namazdan çıkmak” demek; tekrar insanların arasına dönmek, aralarına girmek demektir… İnsanların arasına girerken de elbette selâm verilir…

Soru

− Rasûlullâh Efendimiz Mekke’de doğduğunda geçerli olan son din Hristiyanlıktı… Hz. İsa, içinden geldiği dindendi, YAHUDİ idi… Efendimizin, kendisine Risâlet görevi gelmeden Hz. İsa’ya tâbi olması gerekirken pas geçtiğini görüyoruz bunun sebebi nedir?..

Üstad

− İSLÂM’dı!!! Bir kere hristiyanlık diye bir din yoktur ki o dine girsin… Musa’dan sonra Hz. İsa yeni bir din getirmemiş; mevcut anlayışı revize etmişti… Musevîlerin yanlışlarını düzeltmişti… 

Hristiyanlar, Hz. İsa öğretisinden tamamıyla sapmışlar ve Göktanrı ile oğlu İsa diye bir din anlayışı getirmişlerdi ki buna “Hristiyanlık” deniyordu… Bu inancı da, HANÎF idrakında olan bir zâtın kabullenmesi elbette ki imkânsızdır…

Buna karşın, kendisi İbrahim, Musa ve İsa’nın Nebi olduğunu biliyor ve onları tasdik ediyordu… Bugün de biz, Hazreti Muhammed’i, getirdiklerini tasdik ve kabul ediyor, ama müslümanlığı kabul etmiyoruz!

Şimdi bizim, saptırılmış bir inanç olan müslümanlığı kabul etmeyişimiz, mümin olmadığımızı ve Hz. Muhammed’i kabul etmediğimizi mi gösterir?..

Üstad

− Şimdi ben size bir soru sorayım… Hepinize…

Namazda Fâtiha’yı Türkçe olarak okumak namazın ikamesi için yeterli olur mu?..

Cevaplar

− Hayır, olmaz…

− İkame için, okumak yeterli midir?..

− Namazdaki âyetlerin sadece Arapça’sını okumak mânâ yönüyle değil, enerji cihetiyledir! Bunun teyidini “Mâûn Sûresi” veriyor. Mânâsını bilerek, hangi lisanda olursa olsun, yaşantıya, dolayısıyla ikame edilmesine kapı açacaktır Üstadım…

− Üstadım, bence namazın ikamesi beyinde yaşanılan boyutsal bir olaydır… Ayrıca Fâtiha da aynı şekilde!.. Bu yüzden kullanılan dilin önemi yoktur.

− Namazını ikame eden için böyle bir kayıtlılık yoktur.

− Bismillâh’ın B’si olmadan Fâtiha olmaz…

Üstad

− Fâtiha Sûresi’nin mânâsını anlamamış olan biri, o anlamı düşünerek namazı ikame edebilir mi?

Cevaplar

− Arapça’da cem olan mânâların bizdeki açılımı neticesinde, idrakımız da o nispette olacağından zikir hâdisesinde olduğu gibi yansıyacaktır diye anladım…

− İkame için yalnızca Türkçe’sini veya Arapça’sını okumak yeterli olmaz. Mâliki yevmiddiyn, iyyake na’budü ve iyyake nesta’iyn âyetlerinin hem mânâ yönüyle hem de beyinde bu mânâya ilişkin kapasitenin (frekansın) açılması ve yaşanması gerekir.

− Herkes kendi açılımına göre ikame edecektir yani her birim anlayabildiği mânâ kadarıyla ikame edebilecektir.

Üstad

− EDÂ etmekle İKAME etmek arasındaki fark nedir?.. Bunu herkes düşünsün!!?

Önce B….’tan, sonra diğerlerinden cevap bekliyorum?

Cevaplar

− Üstadım, yani sistemi tamamen anlayamamış birisi edâ eder ve daha sonra o birimde hakikat kendisinden ortaya çıkınca mı ikame etmiş olur?

− Burada önemli olan; öz boyuttaki frekans ve titreşimin getirisi ile elde edilen açılım neticesi ile ikame oluşmaya başlar diye düşünüyorum…

− Namazı edâ etmek bilfiil kılmaktır… İkame etme ise yaşamaktır…

− İkame eden, yalnız namazda değil, her an Fâtiha Sûresi’nin anlamını yaşıyor ve okuyordur!..

− Anlamak ve yaşamak (ikame etmek) için en iyi hâkim olduğum dili tercih ederim. 

Üstad

− Hepiniz sırayla şu soruma cevap verin, teker teker… Namazda FÂTİHA OKUMAK ne demektir?

Evet, cevapları bekliyorum…

Cevaplar

− Fâtiha okunmadan namaz edâ edilmez, namaz edâ edilmeden ikame olmaz. Kısaca Fâtiha’nın anlamını bilmeyen, namazı ikame edemez…

− Fâtiha’nın okunma şekline göre namazı ya kılar, ya ikame eder ya da daimî namazda olursunuz!

− Fâtiha, fetih kelimesinden geliyor. Hakikatin fethi! Bu fetih ise bir anahtarla olur! Anahtar ise, Fâtiha Sûresi’nin anlamının idrak edilip; sonucunun şuur boyutunda yaşanması ile başlar.

− Besmele, bâtındır… Sessiz söylenir veya yaşanır… Fâtiha şeriattır. Kâinatı okumak demektir. Kul, vekâleten başlar asâleten bitirir. Amin.

− Fâtiha, açan mânâsına gelir, yani açan-idrak eden kimse fâtih olmuştur; fâtih olan da şehîttir; yani Fâtiha’nın Besmelede saklı olduğunu; Besmele’nin de B harfinin altındaki nokta olduğunu idrak eden birim her an namazdadır! Bunu da Fâtiha’daki “iyyake na’büdü ve iyyake nesta’iyn”deki şifreyi çözerek elde etmiştir… Yani her an o olduğu için, her birim kulluk hâlindedir diye düşündüm…

Üstad

− Evet diğer cevapları bekliyorum..?

Cevaplar

− Fâtiha Sûresi’nin anlamını, mânâsını bilen Mâûn Sûresi’nin ilk iki âyetiyle bağlantı kurmalıdır…

− Allâh’a en yakın olunan hâl, namazdaki secde hâlidir… “Bismillâhir Rahmânirrahıym”le başlayıp; “O”dilimizde okuyorsa!.. Fâtiha’sız namaz olamaz!

− Fâtiha’nın anlamının idrak edilmesi, okunması demektir. Bu hâl Mî’râc’ın oluşmasını sağlar. (Her an Allâh’ın varlıktaki tasarrufunu seyir hâlinde olduğunun idrakı).

− Namazda Fâtiha’nın idrak edilerek okunması, namazın ikame edilmesine işarettir… Amaç bu olmalıdır…

− Fâtiha’yı okumak iki namaz arasındakı günahları affettirmektır…

Üstad

− S….n cevabını hatırlıyor musunuz?

Namazın ne olduğunu ve namazda FÂTİHA OKUMANIN ne olduğunu iyi anlamak gerekir…

Arapça Fâtiha Sûresi’ni bilmezsen, o kelimelerin işaret ettiği mânâları bilmezsen, Fâtiha’nın mânâsını nasıl tercüme edeceksin ki, Fâtiha okumuş olasın?

Bugün Fâtiha’yı ezberleyip mânâsını düşünemeyecek kadar AHMAK bir insan varsa, ona da Fâtiha okumak zaten gerekli değildir!..

Evet arkadaşlar bu akşam da bu kadar… Allâh’a ısmarladık!