OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Soru

− Rasûlullâh (a.s.); “Size iki emanet bırakıyorum.. Kur’ân, ehli beyt…” demiştir buradaki “ehli beyt”ten ne anlamalıyız?

Üstad

− “Ehli beyt”; Hazreti Rasûlullâh’ın zâhirde sûlbünden gelenlerdir… Bâtın mânâsı itibarıyla ise, Verâseti Muhammediyi devam ettiren ehlullâhtır..

Onlar bâtınî mânâdaki hane halkıdır!.. Ehlullâh, diyorum, dikkat edin “Ehli Rab” değil!

Soru

− Bu ehlullâh aynı zamanda zâhirde Rasûlullâh’ın sûlbünden gelenler midir?

Üstad

− Zâhiren çoğunluğu öyledir; ama istisnalar da vardır…

Esasen ancak o genetik taban o kemâlâtı getiriyor…

Genetik veritabanı, velâyette yüksek kemâlâtlar için çok önemli…

Soru

− Namazda tahiyyattan sonra okuduğumuz Salli ve Barik’te İbrahim (a.s.) zikrediliyor… Hikmeti nedir?

− Üstadımın cevabı şuydu: İbrahim (a.s.); insanları tanrı kavramından kurtarmak için gerekli açıklamaları yapan ilk Nebidir… Tevhidin de babası…