OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Soru

− Allâh’ın “seriy’ul hisab” olması ile helallik istemek bir çelişki değil mi?..

Üstad

− Hesabın nasıl görüldüğünü iyi anlarsak, çelişki olmadığını fark ederiz…

“Seriy’ul hisab olan Allâh’ın hesabı anında görmesi” demek, yapılan işlemin karşılığının, anında yürürlüğe girmesi demektir… Yürürlüğe giren işlemin yani o davranışın karşılığının oluşması kimi olayda bir gün, kimi olayda bir sene, kimi olayda da daha uzun bir sürede açığa çıkar…

Helallık alma, kişinin dille helal ettim demesi değildir; bağışlaması ve olayı gönülden kapatmasıdır…

“Serıy’ul hisab”ı bu boyutuyla anlarsak ve gelişmeleri sistem içinde değerlendirirsek, helallık almanın, sistemin, o olayla ilgili menfi işleyişini durdurma olduğunu fark ederiz… Dolayısıyla “Seriy’ul hisab” olmasıyla, helallik alma olayının bir çelişkisi yoktur…

Soru

− Helallikten önceki hesap geri gelmez mi Üstadım?..

Üstad

− “Helallik”, o konudaki sistemin işleyişini durdurmadır!..

Soru

− Tenezzül teorisinde bir ara boyut olan Mertebe-i Ervah, Ana Ruh’lar ve/veya Ruh-u Â’zâm’lar mertebesi mi; yoksa tüm birimsel ruhları kapsar mı?..

Üstad

− Buradaki “ruhlar”, birimleri oluşturan mânâlar anlamınadır…

Soru

− Perdeler tek tek mi, yoksa birden mi kalkar?.. Bir sohbette “bilinç sıçramaları” şeklinde çoğul bir tâbir kullandınız. Buna dayanarak perdelerin tek tek kalktığını düşünebilir miyiz? Yoksa her boyuta göre bu farklılık mı arz eder?..

Üstad

− “Perde”den kasıt, kişinin bahsi geçen konuyu kavramasına engel olan şartlanma bilgileridir… Şartlanmalarıyla konuya bakışını kaldırınca, kavrama; bunun sonucunda da kişide idrak açılması oluşur. Elbette ki tek tek olur…

 Soru

− Tek’liği kavramış ama yaşama geçirememiş kişiler için helallik istemek şirk midir?..

Üstad

− Helallik alma sistemin sonucudur, Tek’liği kavrayıp kavramamakla ilgisi yoktur!

Soru

− Kadınların dininin eksikliği ibadet yönüyle değilse hangi yönüyledir?..

Üstad

− Din=Sistem diye olaya bakarsak, sistemi kavrayışları anlamı çıkar ki, bu da, beyinlerini etkileyen östrojen hormonunun ağırlığındandır!.. Bu açıklama, kadını aşağılama veya küçük görme anlamında söylenmemiş; sistemin bir özelliğinin fark edilmesi amacıyla işaret edilmiştir.

Soru

− Göreceli evrende mutlak hıza sahip tek şey olan ışığın, düşünmemiz gereken farklı bir mânâsı var mıdır?.. 

Üstad

− Her dalga boyunun kendine özgü anlamı olduğunu fark edersek, ışık dediğimiz şeyin de çok farklı dalga boylarından ve dolayısıyla çeşitli anlamlardan oluştuğunu düşünürsek, buradan hangi sonuca ulaşırız?

Cevap

− Algılayamadığımız dalga boylarına işaret ediyor ışık, diye düşünüyorum…

− Esmâ ül Hüsnâ’daki isimlerin sıralanışı, dalga boylarının uzunluğuna göre mi sıralanmıştır?..

Üstad

− Sanmıyorum…

Soru

− Duyduğunda hoşuna gitmeyeceği bir özelliğinin kişinin yüzüne karşı söylenmesi ve kişinin bundan dolayı buruklaşması gıybet sistemine dâhil midir?..

Üstad

− Hayır değildir.

Soru

− “Kazayı ancak dua geri çevirir… Ömrü ise iyilik uzatır.” Bu hadiste anlatılan, iyiliğin ömrü uzattığını nasıl anlamalıyız?..

Üstad

− Ömrün, yapılan iyi çalışmalar sayesinde bereketli olarak uzunca bir kısmının değerlendirilmiş olması… Az zamanda çok şeyler başarma…

…, Fusûs’la ilgili soruları özel sor…

Soru

− Kurân’ı OKUyan, “ALLÂH’I HAKKIYLA İDRAKA ÇALIŞMADILAR” âyetinin kapsamından çıkmış olur mu?

Üstad

− Bu bir tespittir… “ALLÂH İsmiyle İşaret Edilen”in, bir tanrı olmadığını idrak etmeyen insanın, Din’in nasıl bir sistem olduğunu anlaması da mümkün değildir…

Bu sebeple, önce bu isimle neye işaret edilmekte olduğunun kavranması gerekir…

Soru

− Hadîs-î şerîf’te Allâh Rasûlü; savaşırken insanların yüz hatlarına vurulmamasını emrediyor. Bu hadisi nasıl anlamalıyız?..

− Allâh Rasûlü, zevcesine dua ederken eceller konusu gibi kesinleşmiş hükümler yerine kabir azabı ve cehennem azabı gibi konularda dua etmesi gerektiğini söylüyor… Bunlar kesinleşmiş hükümler değil midir?..

− Üstadım, Pazartesi günkü chat’te ruhta beyin işlevini gören dalgasal sistemden bahsettiniz (görme üzerine)… Burada her birimin cenneti, cehennemi, cinni, meleği daha önce beynine yerleşmiş verilere göre farklı farklı değerlendirmesini mi anlamalıyız?..

Ancak aynı dalga boylarını değerlendirebilenler mi bir arada olabilir Âhir’de?.. Teşekkür ederim…

Üstad

− Evet… Doğru anlamışsın… Bunun geniş açıklaması Web sayfamızda “Sistemin Seslenişi” köşesinde, “Görmek” başlıklı yazıda…

Soru

− Yûsuf Sûresi’nde Hz. Yakup’un üzüntüden gözlerinin kör olmasını nasıl anlamalıyız?.. 

Üstad

− O’nun sevgisiyle gözünün başka bir şey görmemesi=düşünememesi… olabilir… Başka sorusu olan var mı?..

Soru

− Vahdet olayı, Tek’lik olayı içinde Allâh’ın Rasûlullâh’ı övmesini nasıl anlamalıyız?..

Üstad

− “ALLÂH İsmiyle İşaret Edilen”in ne olduğunu fark etmedikçe bu sorunun cevabını anlamak mümkün değildir… Benim verdiğim cevabı klişe ezberlemek de insanı işin hakikatine erdirmez…

Soru

− Vaktimizi tefekkür etmek yerine daha çok düşünsel dedikoduyla geçiriyoruz. Zihnimizi tefekküre yönlendiremediğimiz devrelerde düşünsel dedikodu yerine düşünceyi durdurma çalışmaları daha faydalı sonuç verir mi?.. Teşekkür ederim.

Üstad

− Kesinlikle evet…

Soru

− Üstadım, ana karnında 120. günde ceninin saîd mi, şakî mi, dişi mi, erkek mi olacağı melek tarafından soruluyor. Tıbbî bilgilere göre döllenme anında cinsiyet bellidir. O zaman 120. gündeki, meleğin cinsiyeti belirleme meselesi nasıl açıklanabilir?..

− Üstadım, hayr nedir, hangi boyutta biter?..

Üstad

− F…, anlayamadım soruyu…

Soru

− Üstadım, “İşlerinizde şaşkınlığa düştüğünüzde Kabir ehlinden yardım isteyiniz.” Hadîs-î şerîf’indeki idrak etmemiz gereken öz mânâ nedir? Teşekkür ederim.

Üstad

− Dünya için yaşamayanlar!.. Tabutlarını sırtlarında taşıyanlar… Fâniler!..

Soru

− Her şey algılama aracına göre var olmuşsa, bunu var gösteren göz de algıladığı ile aynı skalada mıdır?

− Kişinin şu anki amelleri geleceğini oluşturuyorsa… Cennetlik ameller işleyen kişinin cehennemlik ameller işlemeye başlaması ve de tam tersi durumu nasıl anlamalıyız..?

Üstad

− Genetik kodundaki bir bilginin sırasının gelerek açığa çıkması… Bilgisayarına giren bir virüsün iki sene sonra aktive olması gibi bir şey…

Soru

− Allâh Rasûlü’ne ilk âyetten sonra üç yıl âyet inmediğini ve bunun üzerine eşine “yoksa Allâh bana küstü mü” dediğini okumuştum. Eşi de Allâh Rasûlü’ne; “Allâh sana hiçbir zaman küsmez” demiş. Eşindeki bilinç o anda, Allâh Rasûlü’nden daha mı üstündü, neden üç yıl âyet inmedi?.. Teşekkürler.

Üstad

− Bu ifadeleri direkt kelime anlamıyla anlamıyorum ben…

Varlığındaki sırrın açığa çıkışının durması gibi düşünüyorum; buna karşılık varlığında o sır olanın bu sırrın ötesinden mahrum kalmayacağı şeklindeki gibi bir yaklaşımı algılıyorum…

Soru

− Üstadım, bire bir olan alışverişlerde hak alıp verme olayını anlıyabiliyoruz… Şöyle ki; birime ait olan borcun karşılığını pozitif olarak, otomatik olarak veriyoruz!.. Karşıdaki çoğul olduğu zaman, örneğin; devletten alınan kredinin verilmemesi gibi… Bu gibi oluşumlarda sistem nasıl işler… Teşekkürler…

Üstad

− Toplumun hakkını mı demek istiyorsun?..

Cevap

− Evet Üstadım…

Üstad

− Topluma karşı mesûldür… Peki… Herkese iyi geceler…