OKYANUS ÖTESİNDEN

Ahmed Hulûsi

Soru

− BİLİM VE TEKNİK, NİSAN/98:

Altı, yedi milyar yıl sonra Güneş ölmeye başlayacak… Can çekişirken öyle büyük bir yıldız olacak ki; Merkür, Venüs ve Dünya’yı yutacak! Dünya’da yaşam sona erecek… Satürn’ün uydusu TİTAN’da yaşam ortaya çıkabilir… Arizona Üniversitesi’nden RALPH LORENZ ve DONATHAN LUNİNE’ye göre… (Discover, Mart 1998)

− Aynı dergide, “Tek’in Seyri” kitabında geçen “Fotonların birbirinden haberdar olması” deneyinin şemalarla gösterilmişi ve deneyin ayrıntıları var…

Üstad

− Teşekkürler!..

Hac’dan dönüp ayağının tozuyla aramıza katılan dostlar hoşgeldi!.. Mübarek olsun!..

Bayram nasıl geçiyor, kimsenin bana havâdisi yok mu?..

…, nasıl geçti Hac yolculuğu, nasıl buldun oraları?..

Cevap

− Hoşbulduk Üstadım… Şükrünüzden âciziz. Bahşettiğiniz ilmi her an değerlendirmeye çalıştık.

En heyecanlı anlar: Ravza-ı Mutahhara ve Hacer-ül Esved’i öptüğümüz an;

En etkilendiğimiz yer: Müzdelife’de sabahlayışımız;

En huzur duyduğumuz yer: Bayramın 1. günü Mina’da sabahlayışımız;

En çok ders aldığımız yer: Tavaflarımız oldu…

Arafat’ta yeniden doğduk Elhamdülillâh… AMİN AMİN AMİN.

Soru

− Her bilinç seviyesinin mutlaka bir gerisi olduğuna göre, göresellik nasıl kalkar? Her bilinç seviyesi, ancak sahip olduğu ilimle değerlendirme yapıyorsa, bunun bir üstü de mutlaka varsa, nasıl “görecelik”kalkacaktır? Teşekkürler.

Üstad

− Hiçbir zaman kalkmayacaktır!..

Arkadaşlar bugün size başıma gelen bir olaydan söz etmek istiyorum… (başıma nerede geldi!!?)

Burada, korunun içinde, çimlerin arasında, tepede sayılan bir yerde oturuyorum…

Çevrede herkesin en az iki arabası var, arabasız bir yere gitmek mümkün değil!.. Araba ayakkabı hükmünde!.. Mesafeler hayli uzak!..

Baktık olmayacak, bir süre evvel biz de eski (üç yıllık) bir araba aldık! Ama arabaya bakmak gerek… Elbette gözle değil!..

Herkes kapının önünde arabasını yıkıyor… Biz de herkes gibi mi yapsak!??

Arabanın camlarından başlayıp, nikelajlarını, kapı kollarını, tamponlarını temizlemeye başladık… Saatlerce, arabanın bakımını yapıyor, her gün yağını suyunu kontrol ediyor; sonra da benim iki kişilik mezar kadar olan PC odama çıkıp, burada günlük çalışmalarıma devam ediyorum…

Ertesi günü yine arabayla başlıyorum uğraşmaya… (bilenler bilir, ne de düşkünümdür bu işe ya!!!)…

Arabayı gene silip parlatıyorum; yağına suyuna bakıyorum; lastiklerin havasını kontrol ediyorum… Pasta-cila yapıyorum!.. Ve gene çıkıyorum çalışma odama; PC ile geçiyor bütün günüm…

Sonra gene aynı işlem!..

Gene arabaya bakma!.. Gene yağlama-cilalama, toz alma, parlatma… Sonra gene PC odasına çıkıp çalışma!..

Derken komşu geldi ben buna devam ederken!..

− Are you crazy?.. dedi!.. Yani, bana dedi ki, Türkçe tercemesiyle…

“Her gün bu arabayı, silip temizleyip parlatıyorsun, yağına suyuna bakıyorsun, cilalayıp yepyeni yapıyorsun; sonra da içeri girip kapanıyorsun!.. Sen DELİ MİSİN?.. Bu araba iyi-kötü bir yerlere gitmek için alınır!.. Sen aldığın arabayı, her an bakım yaparak gıcır gıcır tutuyorsun; ama bir yere gittiğin yok!..

Yarın öleceksin ve çocuklarına miras kalacak araba! Ama sen eline kocaman bir sıfır geçmiş olarak öleceksin!..

Bu arabayı, yeni yerler görmek ya da bir yerlere gidip iş bitirmek için alır “İNSAN”lar!.. Sense sadece bakım yapıp, sonra da evine kapanıp, bir yığın işle oyalıyorsun kendini!.. Öyle ise buraya niye geldin; bu arabayı niye aldın; sana ne faydası var?..”

Şaştım, şaşakaldım!.. Dondum, donakaldım!..

“Crazy” miydim ben!??

Bana verilen bu beden arabasıyla, “ALLÂH İsmiyle Tarif Edilen”e yolculuk yapıp; “O”na ermek için gelmiştim buraya!..

O yüzden altıma böyle bir beden vermişlerdi!..

Her gün yıkayıp, paklayıp, yağlayıp-ballayıp, allayıp-pullayıp; ondan sonra da başlıyordum, arabanın amacıyla ilgisi olamayan birtakım başka işlerle vaktimi harcamaya!..

Soruyorum şimdi sizlere… Lütfen cevap verin!.. CRAZY miyim ben?..

Kimse okumuyor mu beni; chat’ten düştüm de haberim mi yok?..

Cevaplar

− Görüyoruz…

− Olta balığı!.. Beykoz!

− Bu tarifiniz bize uyuyor Üstadım, size değil!..

Üstad

− Yok mu bana bir tavsiyesi, diyeceği olan?.. Sağırlar diyaloğunda mıyız?..

Soru

− Arabayı amaç edinmeyip, araç olduğunun farkına vararak, ona öylece binelim…

Üstad

− Bir binmeye başlasam, zaten sorun çözülecek!.. Yaptığım iş yalnızca, yağlayıp ballamak, cilalamak!.. Bindiğim yok ki!..

Soru

− Niye Üstadım benzini mi yok?..

Üstad

− Pardon, baştan beri anlattıklarımı size ulaştıramadım galiba?

Bizim burada bir galon (3.5 litre), 93 oktan benzin 1 dolar 14 cent… 400gr. içme suyu plastik şişe de 1 dolar!..

Gel de arabayı doldurup bir yerlere gitme!.. Ama hâlâ duruyor araba kapıda!..

Cevaplar

− Kelin merhemi olsa, başına sürerdi Üstadım.

− Arabayı satın, Üstadım!..

Üstad

− Satıcam da, ona Cemile müsaade etmiyor; ben arabasız ne yaparım, hayatın benim için varlık nedeni kalmaz; deyip duruyor!..

Cevap

− !!!

Üstad

− Tabii gülersin… Geldin buraya, gördün benim eski arabayı!..

Soru

− Üstadım… İmamı Rabbanî: Nübüvvet derecelerinin sonu “İmamet” Makâmı… Velâyet derecelerinin sonunda “Hilâfet” Makâmı verilir demekte. İmamet ile halifeliği nasıl anlamalıyız…

Üstad

− Soruna cevap vermem için benim o makâmlarda olmam lazım!.. Millet bana, sen deli misin derken; ben, nasıl olur da sana Hilâfetin, İmametin zirvesinden söz edebilirim!..

Bir “deli misin” hitabına daha beni maruz bıraktıracaksın!..

Soru

− Arabadan  İmamete” nasıl geldik… ???

Üstad

− Bugün Bayram… Bize her gün de, size son gün!.. Dolayısıyla bugün de sizlere bir şey öğreterek kafa şişirecek hâlimiz yok!..

İşte o yüzden böyle havadan, sudan, arabadan bahsediyorum… Sıkılan varsa isteyenler ayrılabilir!..

Bizim … dün soruyordu, ben babama benzemişim değil mi; diye…

O en büyük kardeş … Yani ilk gelen!.. Onun için de pek çok özellikleriyle babasına çekmiş!.. 

Diğer kardeşlerin yaşam felsefesi ise daha ziyade annesine benziyor!..

Dedim, ilk çocuklar çok büyük bir çoklukla babaya benzer; daha sonrakiler ise anneye!..

“Niye?” dedi…

Dedim Rasûlullâh bir konuşmasında diyor ki…

“Cinsel birleşme sırasında erkeğin suyu önce gelirse, çocuk babaya; kadının suyu önce gelirse, çocuk anneye çeker!..

Genellikle evliliğin başında erkeğin suyu önce gelir ve bu yüzden de ilk doğan çocuklar çoklukla babaya çekiyor… Daha sonra doğan çocuklar da anneye…

Sahi, Hz. Rasûlullâh 1400 sene evvel, o günün şartlarında, nasıl bildi bunu?!!

Cevap

− Üstadım, sizden ehliyet almaya çalışıyoruz.

Üstad

− Akıllı dostlarım… Bana diyecek kimsenin bir şeyi yoksa, size iyi geceler dileyeceğim… Zira bende anlatacak bir şey kalmadı!.. “Crayz man”im ya!..

Cevaplar

− Estağfirullâh Üstadım!..

− Biz şişmekten memnunuz… Umarız yeterince şişip bir gün uzamaya başlayabiliriz.

− Üstadım, zaten sohbete yeni başlamıştık

− Üstadım sizin araba gibi bir fırsat da bize çıktı; ama biz size sorup da, bu arabayı bir türlü kullanamıyoruz!..

− Herhâlde bu ICQ fırsatını çok daha iyi değerlendirmeliyiz, öyle değil mi?

Üstad

− Bu bilgiyle de bu arabayı hareket ettiremiyorsam, artık diğer insanlar ne yapsın!..

Peki herkese iyi geceler!.. Hoşça kalın!..

Cevap

− Hz. Muhammed Aleyhisselâm için de çarşı pazar geziyor; yiyip içiyor bizim gibi, diyorlardı.

Üstad

− Giremeyenlere iletin; beni “Offline” görseler dahi chat yollasınlar!..